Her yere değişinde tabanlarımdan içimdekinin akıp gitmesi için kendimi sokağa atıyorum. Her daha seri ve sert adımda yere akmasını istediğim şey, tersi yönde kalbime vuruyor. Her sert adım, gözüme vuran her obje aklıma düşünceler vuruyor. Zihnimi açıp hepsinin silik yazılarını okumaya çalışıyorum. Kendime, kendim hakkında dürüst olduğum her vakit ruhuma batık her dikenden birini daha çıkartmış gibi hissediyorum. Yalnızlığa, inzivaya, belirsiz ve fanteziye dayalı şeyleri düşünmeye aşık olan ben; gerçek dünyanın sınırlarını unutmuştum. Aziz Nesin'in tanımladığı gibi; kendime duvar olmuş, kendimden yapılmış duvarların içinde ne yana dönsem kendime çarpıyordum.
Nasıl korktuğumu hatırlıyorum. Karanlığın ve hüznün tadını aldığımı hatırlıyorum. Varlığını duyularla algılayabildiğim bir şeydi ıstırap artık. Karanlıktan zevk alırken, korku ve endişelerimi besleyen şey haline gelmişti ışıksızlık.
Ve ataklarım. Karanlık odada sadece ben ve ataklarım vardı. Uyurken koşarak kaçabileceğimi sanıyordum hepsinden. Ama beni uyandırıyorlardı. Ataklarım, beni uykumdan uyandırıp bedenimi ele geçiriyordu. Beni uykumdan uyandırıp, beni karşılarına oturtuyor, beni bağlayıp gözlerimi ardına kadar açarak zorla kendilerini izletiyorlardı.
Kederi hissettiğimde göğsümün içe doğru kıvrıldığını hayal ediyor, kendimi buruşturulmuş bir kağıt gibi hissediyorum. Küçücük, çaresiz, buruşuk bir kağıt. İçimde çok şey yazılı. Hayal kırıklığı ile dolu dış dünyaya değil, düş dünyama doğru açıyorum o küçük çaresiz kağıdı. Kenarlarından yine narin narin kendim açıyor, genişletiyor, kırışıklıklarını elimle düzeltiyor ve içinde köşede yazılı nota bakıyorum:
Kökleri cehenneme inmedikçe hiçbir ağaç cennete çıkmaz. Üzüntü derinlik verir, mutluluk yükseklik. Keder kökler verir, sevinç ise dallar. Mutluluk gökyüzüne çıkan bir ağaç gibidir. Keder, köklerin yeryüzünün rahmine inmesi gibi. Her ikisine de ihtiyaç vardır. Bir ağaç ne kadar yükseğe çıkarsa, eş zamanlı olarak o kadar derine gider. Ağaç ne kadar yüksekse, kökleri de o kadar büyük olacaktır. Gücün karakterden geliyor veya gelmiyor, bunun bir önemi yok. Seni güçlü yapan şey bazen düşebilecek olduğunu biliyor olman. Kendini her zaman dinle.