Baki Demirtaş kimdir, kendisini nasıl tanımlar?
Okumayı, yazmayı ve bilginin peşinden gitmeyi seven bir insanoğludur diyelim kısaca. Ama aynı zamanda da politik bir insanoğludur ve bunu bilgiyle yapmayı severim. İnsanlığı aydınlatmayı kendime hedef edinmiştim, daha çok küçük yaşlarımda. ‘‘İlerde büyük biri olucam,’’ derdim kendi kendime, tabii buradaki ‘büyük biri’ bir metafora dönüştü artık ama uzun süredir insanları bilgimle aydınlatmaya çalışıyorum çeşitli yollarla. Bunu da film okumaları, sinema yazıları ve kendi blogumda yazdığım yazılarla yapmaya çalışıyorum. Son dönemde işin içine artık iki kitap da girdi ki küçük yaşımdan beri asıl amacım buydu! Kısa bir süre sonra ilki bitmiş olacak ve bundan sonra kitaplarımla da insanları aydınlatmaya devam edeceğim...
Ne kadar güzel. Kitaplarınızı merakla bekleyeceğiz o halde. Sosyal medya hesaplarınızda kullandığınız ‘‘Solsoledo’’ takma adı nereden geliyor?
Aslında bu çok uzun zaman önce, daha Msn zamanlarında, ben daha üniversite öğrencisiyken alınmış bir hesap adıydı. Star Wars karakterlerinden olan Han Solo ve Robert E. Howard’ın roman ve çizgi-roman kahramanı Solomon Kane’nin isimlerinden türetmiştim, ama nasıl yaptığımı bugün ben bile hatırlamıyorum. Ama o zamandan beri yani 25-28 yıldır bu adı kullanırım.
Geçmiş yaşantıları merak etmekle ilgili neler söylemek istersiniz?
Geçmiş ve geçmişte yaşanılan her şey benim için bir bilgi kaynağıdır. Mesleğim gereği de, mesela kazıda bulunmuş küçük bir iğne üzerinden o dönemin yaşantısını az çok çıkarabilirim. O iğneyle ne yapılmıştı, iğne nasıl yapılmıştı; çevresindeki diğer buluntularla ilişkisi neydi? Benim için aklınıza gelen her şey bilgi kaynağı olabilir bu anlamda, çünkü belli bir kültürün ürünüdür ve insana dair, o döneme dair birçok bilgiyi içinde barındırır. Ve aslında arkeoloji işte bu bilginin bugün, geçmişten alınıp geleceğe aktarılmasını sağlar. Bilginin envanterini ve dökümünü yapar, kaydını tutar. Dolayısıyla geçmiş yaşantılarımızın da bir kaydıdır bu.
Yerin altına bakma isteğiniz ilk olarak size nasıl yakın geldi?
Aslında ben Indiana Jones çocuğuyum diyebilirim. Bu film serisi, zamanında birçok çocuğun ileride arkeolog olmasına sebep olmuştur. Benim de toprağın altına bakma isteğim bu sayede doğdu. Hem Indiana Jones filmleri hem de ondan sonra okumaya başladığım Martin Mystere veya bizdeki yaygın adıyla Atlantis çizgi romanlarının bunda payı çok büyüktür. Martin Mystere’i hâlâ takip edip okurum. Ama tabi arkeoloji, en azından fiili olarak hiç de onlarda anlatıldığı gibi değil.
Göbeklitepe meselesi arkeolog olmayan kişiler tarafından suyu çıkarılırcasına suistimal edilmekte!
Son zamanlarda arkeoloji ile ilgili tartışmalara rastlıyorum. Arkeoloji size göre ne değildir?
İnsanları manipüle etmek için kullanılacak bir şey değildir ama en çok da arkeoloji kullanılır. Mesela bu Göbeklitepe meselesi arkeolog olmayan kişiler tarafından suyu çıkarılırcasına suistimal edilmekte, yok tarihin sıfır noktası, yok insanlık tarihini değiştirdi, yok boyut-zaman kapısı, yok stargate vs vs. Ben de bunları duydukça yok deve diyorum. Zaten bir fizik bir de arkeoloji manipülasyonda en çok kullanılan bilimler; kuantumcu teyzelerin hiçbiri fizikçi değil, kuantum da öyle bir şey değil zaten! Göbeklitepe’nin yukarıdakilerin hiçbiri olmadığı gibi.
Kazı çalışması sırasında en çok etkilendiğiniz olay neydi?
Aslında çok etkilendiğim özel bir durum yok, ancak kazının kendisi zaten başlı başına etkileyici bir çalışma oluyor. Çünkü dokunduğunuz her toprak tabaka binlerce yıllık ve bu tabakalar binlerce yıla dair organik ya da inorganik bir şeyler barındırıyor içinde. Ve tabii ki bunları yorumlamak ayrı bir zevk veriyor insana. Zaten zevkle yapmazsanız, yapmıyorsanız arkeoloji çok da yapılacak iş değildir.
Yaptığınız çalışmalar ışığında insan kavramıyla ilgili neler söylemek istersiniz?
Her ne kadar bugün sanki bütün canlılar (hayvanlar, bitkiler, insanlar, balıklar vs. her tür) eşitmiş gibi bir hava estirilmeye çalışılsa da aslında insan açık ara bütün canlılardan daha önde, daha üstün durumda. Kendi üstünlüğümüzü kabul edersek çevreyle, dünyayla ilişkimizin de daha doğru olacağını düşünüyorum. Tabii bu üstünlük varlık anlamında, yani zekâ, bilim, beceri vs. gibi.
Çok güzel bir bakış açısı. Çok haklısınız. Bu durumda kendi üstünlüğümüzü kabul edemiyor olmamız birçok şeyi yanlış anlamamıza mı yol açıyor?
En basitinden Mısır piramitlerinin dünya dışı uygarlıklara bağlanması mesela, insanın kendisini aşağılamasından başka bir şey değil. Kendisini evrim karşısında, varoluş karşısında aciz bir konuma koyuyor, sonra hayvanı, bitkiyi kendisine denk sanmaya başlıyor. Oysa her bakımdan bütün canlılar, özellikle insan mükemmele doğru evrilmektedir. Hani çoğu insan, günümüzün bir ‘modası’ olarak insan merkezli yaşama karşıdır ama bence bu varlığımızla da ters düşmektir az önce dediğim sebepten dolayı... Burada yanlış anlaşılan, insani kavramlardan artık kopmuş olmamızdır ki bu batı kaynaklı moda düşünceler de aslında bir anlamda buna ön ayak olur. Çünkü bunun ötesi evrim karşıtlığı, yaratılışçılık, bilimdışılıktır. Oysa burada önemli olan, insanın yaşamını tahakkümle değil uzlaşıyla kurmasıdır. Bunun için de anarşizmdeki gibi bir ahlak felsefesine ihtiyacı vardır.
Sizi derinden sarsan, hayatınızın dönüm noktası olan bir aydınlanma yaşadınız mı? Yaşadıysanız bu nasıl bir andı?
Böyle bir aydınlanma hiç yaşamadım, ama zaten ‘aydınlanma’nın da böyle bir şey olduğunu düşünmüyorum. Her ne kadar hayat an ve anıların toplamından oluşsa da bunlara bütünsel olarak bakmak gerektiğini düşünüyorum. Öncesi ve sonrası olmadan tek bir an’ın hiçbir önemi yoktur. Yani aslında hayatın bütünü, o süreç, kendisi bir aydınlanmadır. Hani ölüm deneyimi yaşayan bazı insanlar derler ya, uzun bir tüneldeydim ve tünelin sonunda parlak bir ışık vardı; işte ben o tünelin yaşam, sonundaki ışığın da aydınlanma olduğunu düşünüyorum. Sonuçta ölüm (ve geri dönüş) deneyimi de o anda zihnimizin bize oynadığı bir metafor aslında. Hedeften çok süreç önemli, bizi aydınlatan o süreçtir...
Bilgi sizin için neyi ifade ediyor?
Bilgi, benim için her şeyi ifade ediyor diyebilirim. Belki bu yüzden de arkeolog olmam tesadüf değildir ki tesadüfen de seçmedim zaten bu mesleği. Biliyorsunuz, arkeoloji bir meslek olarak uygulanmaya başladığından beri entelektüel bir meslek olmuştur, ki öyledir de. Çok fazla okuma yapmak ve bilgi ister her anlamda. Popüler kültürden antik dillere kadar birçok alana hâkim olmanız gerekir. Çünkü sadece geçmişi ortaya çıkarmaz arkeoloji, bunu yaparken ortaya çıkardığı bilgilerle geleceği de inşa eder. Bugün otomobillere biniyorsak bu 7000 yıl önce keşfedilen tekerlek sayesindedir, keza yazımız da öyle. Mesela bugün inşaatlarda kullanılan vinçler, bundan 3000-4000 yıl önce kullanılan vinçlerin enerjiyle çalışan versiyonlarıdır. Halbuki binlerce yıl önce vinçler vardı, ama kimse bunu bilmediğinden antik tapınaklara bakıp bakıp ‘‘Bu taşları nasıl kaldırmışlar o zaman ya!’’ diye soruyorlar mesela! İşte arkeoloji bu yüzden önemli ve onunla ulaştığımız bilgi de…
Evet, çok haklısınız. Peki arkeolog olmasaydınız nasıl bir meslek tercih ederdiniz?
Doğrusu arkeolojiden başka bir şey düşünemiyorum. Sanırım hep arkeolog olurdum.
Aynı zamanda Inkweel’in yazarlarındansınız. Inkweel ile ilgili neler düşünüyorsunuz?
Bence çok güzel bir ortam; özellikle farklı konularda yazı yazılmasına ve paylaşılmasına olanak vermesi çok güzel. Ben de yeri geliyor sinema yeri geliyor deneme veya diğer yazılarımdan paylaşıyorum. Bu tür siteleri şahsen çok severim ve zaman içerisinde de Inkweel’in daha da gelişip dijital bir yayın platformu olacağını düşünüyorum. Bu zenginliğe sahip çünkü...
![]()
KISA KISA
Nasıl bir süper gücünüzün olmasını isterdiniz?
Işınlanma.
Bir hikâye yazsanız adı ne olurdu?
Kıyamet Günü Habercileri. (Bir taslağı da var zaten)
Bir kelime olsanız bu hangi kelime olurdu?
Işk. (Işk -ışık- ve aşk birdir Alevilik’te)
Beş yıl sonra kendinizi nerede görmüyorsunuz?
Hiçbir yerde gör(e)müyorum.
Hayatınızda sahip olduğunuz en değerli şey nedir?
Hayatın kendisi, bize sahip olduğumuz -değerli- her şeyi o veriyor.
Dünyada değiştirmeyi en çok istediğiniz şey nedir?
Dünyanın kendisi, ama sanırım o beni/bizi daha çok değiştiriyor.
Kendinize en çok hangi sorunun sorulmasından hoşlanıyorsunuz?
Cevabı belli ve sabit olan soruların.
Hayatta en iyi yaptığınızı düşündüğünüz eylem nedir?
Yazmak.
İlk okuduğunuz kitabın adını hatırlıyor musunuz?
Pal Sokağı Çocukları.
Sizi en çok etkileyen sanat eseri hangisidir?
Kandinsky’nin herhangi bir eseri.
Doğada karşılaşmak istediğiniz en vahşi hayvan hangisidir?
Ayı.
Kimin ölümsüz olmasını isterdiniz?
Hiç kimsenin. (Herkes ölümü tatmalı)
HAZIRLAYAN: ÖZLEM ÇETİNKAYA