‘‘Duygularımızı saklıyoruz çünkü bu duyguları nasıl ve nerede göstermemiz gerektiğini bilmiyoruz.’’
Erhan Karaca kimdir?
Eski müzisyen, yeni yönetmen, fotoğrafçı. Meraklı.
Sanat sizin için nedir? Sanata olan bakış açınızı nasıl tasvir edersiniz?
Sanat benim için yapılan tek bir işin görsel, işitsel kısaca duyusal anlamda başka bir insana geçebilen mesajın yarattığı enerji sonucu oluşan iletişimdir.
Sanatçı kimliğinizi bir cümleyle özetlemek isteseniz bu nasıl bir cümle olurdu?
Tek kelime olsun. Meraklı.
‘‘Tüm okul seviyelerinde öğretilmeyen görmek, duymak, hissetmek gibi kavramları ders olarak eklemek isterdim.’’
Türkiye’de yaşayan bir sanatçı olarak neleri değiştirmek isterdiniz?
Tüm okul seviyelerinde öğretilmeyen görmek, duymak, hissetmek gibi kavramları ders olarak eklemek isterdim.
Çok etkilendim bu tespitinizden. Peki en çok hissedilmesi gereken duygunun ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Ana başlıklarıyla
Görmek, duymak, hissetmek demiştim.
Bir çocuk bir hayvanı, bitkiyi vs sevmeyi öğrenir. Kendiliğinden gelişmesini beklememize gerek yok. Ya da güzel nasıl görünür? Çirkin nasıl görünür? Güzel nedir? Çirkin nedir? Neden üzülürüz, seviniriz veya neden üzülmeliyiz ve sevinmeliyiz... Bunlar bence öğretilmesi gereken kavramlar. Duygularımızı saklıyoruz çünkü bu duyguları nasıl ve nerede göstermemiz gerektiğini bilmiyoruz.
Müzik, fotoğraf ve sinema size göre ayrılmaz bir üçlü mü? Sizin için hangisi daha öncelikli?
Ben hayaller kurarak yaşayan biriyim. Müzikle ilgili hayallerim vardı. Şimdiyse fotoğraf ve sinema ile ilgili hayallerim var. Bunlardan sonra da ne olur bilmiyorum ama şu an beni heyecanlandıran tek alan görsel yani sinema ve fotoğraf.
Kariyerinizde gelecekle ilgili planlarınız nelerdir?
Bir şekilde insanların hayatlarına dokunmak benim için çok değerli. Yaptığım işlerle bunu başarmak istiyorum. Uzun metraj ve dizi projem var. Bir de belgesel projem var. Şimdilik bunlarla ilgileniyorum.
Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid 19 salgını, sizin hayata bakışınızda neleri değiştirdi?
Durup da uzaktan bakınca tüm dünyanın etkilendiği bir hastalığın içindesiniz ve tarihe tanık oluyorsunuz. Bir yandan şaka gibi ama aynı zamanda bir o kadar da ciddi bir durum. Hayata bakışımı değiştirmedi çünkü ben zaten kendi başına mutlu olan biriyim. Kendimle kalmak, sosyal dünyadan uzaklaşmak vs. beni bu yüzden de etkilemedi. Ama çevremde hem maddi hem manevi yönden etkilenen insanlar var. Genel anlamda bir belirsizlik, umutsuzluk var. Bu kısım biraz yorucu.
Covid-19 konulu ‘‘CODE RED’’ adlı kısa filminizi çekmenizde sizi harekete geçiren ne oldu?
Toplumsal olayları incelemeyi seviyorum. İkinci Dünya Savaşı da çok okuduğum çok izlediğim bir tarih. Yahudilere diretilen kol bandı uygulaması ve bu şekilde oluşan ayrımcılık beni hep etkilemiştir. Sonrasında metrobüste yolculuk yaparken düşündüm. Etrafımızda birçok insan var kimin pozitif kimin negatif olduğunu bilmiyoruz. Bilseydik veya görseydik ne olurdu ve nasıl bir sosyal ayrımcılık ortaya çıkardı. Böylece bu fikir doğdu.
CODE RED adlı kısa filminizde, sete girdiğiniz senaryo ile finalde çıkan film arasında farklılık var mıydı? Varsa ne gibi farklılıklardı bunlar?
Filmi ilk düşündüğümde 6-7 dakikalık bir kısa film fikrim vardı ama bir yandan da aşı tartışmalarının içindeyken filmi bitirmek istiyordum. Sonrasında hem bir dakikaya indirip sosyal medyaya daha uygun bir film haline getirdim hem de minimum oyuncu ve mekan ile filmi bitirmiş oldum.
Toplumsal meseleler ile ilgili düşünmeyi çok sevdiğinizi söylediniz. Çok anlatmak istediğiniz fakat henüz hayata geçirmediğiniz bir proje var mı?
Tabii ki yaptığım ve yapmak istediğim işler hem toplumla karşılaştığım hem de kendi içimde verdiğim savaşlarla ilgili. Bu yönüyle bakınca da evet, hayata geçirmediğim ve anlatmak istediğim çok şey var. Sadece nasıl anlatmak istediğime karar verip üzerinde çalışmaya başlamak kalıyor.
İzleyicinin dikkatini çekmek için kullandığınız yöntemler veya başvurduğunuz yollar ile ilgili birkaç örnek verebilir misiniz?
Daha çok geçmiş veya şu anki hayatımda beni etkileyen veya bir metafor yaparak da anlatabileceğim olayları filme geçirmeye çalışıyorum. Bu yüzden konular, kendinizi olayların içinde görebildiğiniz veya göremeseniz de empati kurabildiğiniz türden, hayatın içinden hikâyeler.
Türkiye Sineması hakkında neler söylemek istersiniz?
Son zamanlarda sinema hakkında bir şey söylemek zor. Ayrıca ben hâlâ 1990 ve 2000’lerin başlarında kaldım bir seyirci olarak.
Erhan Karaca sinema tarihindeki önemli bir film karakteri olsaydı bu hangi film karakteri olurdu?
Leon - The Professional – Leon
Sizi sanatçı olma yolunda harekete geçiren en önemli etken neydi?
Ortaya koyduğun tek bir ürünle insanların hayatlarına dokunabiliyor olmanın verdiği özgürlük.
Sinemacı kimliğinize bir soru yönelteyim. En çok etkilendiğiniz yönetmen kimdir?
Sanırım David Fincher diyeceğim. Ama Luc Besson’un anlatım tarzı da beni sinemaya yaklaştırıyor.
Sosyal medyada yayınlayacağınız başka projeleriniz de olacak mı?
Elbette olacaktır. Bir mini dizi fikrim var onun da tamamen sosyal medya üzerinden izlenebiliyor olmasını istiyorum.
Günümüz dünyasında insanların sosyal medya üzerinden kendilerini ifade edebilmeleri konusunda neler düşünüyorsunuz?
Şu an elimizdeki tek ve en büyük araç bu sanıyorum ki... Tüm reklamlar, influencerlar, markalar sosyal medya odaklı çalışıyor artık. İnsanların kendini ifade şekli de tam bir kişilik yansıması hâlinde gözümüzün önünden geçiyor. Bu yönüyle insanların kendilerini bu kadar ifşa ediyor olması bana ilginç geliyor çünkü ben bunun içinde doğmadım. Ama bugünün normalinin bu olduğunu da kabul ediyorum.
Yolunuz Inkweel ile nasıl kesişti?
Sizi Instagram’da keşfettim. :) Yine sosyal medya. İlginiz ve zamanınız için çok teşekkürler. Tekrar görüşmek üzere.
Erhan Karaca’nın CODE RED adlı kısa filmini aşağıdaki link üzerinden izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=uZqposqEpeE
Hazırlayan: Özlem Çetinkaya