EYLEMLERİN EN GÜZELİ İÇİMİZİ DÖKME SANATI

Yorum · 1197 Görüntülenme · Okuma Süresi: 2 dakika

Neden Yazarız?

        Bazen konuşmak yetmez bir şeyleri anlatmaya… Kelimeler boğazımızda düğümlenir, sesimiz titrek çıkar, aklımızdan ve kalbimizden geçeni ifade etmekte zorlanırız. Kendimizi doğru ifade etmek isterken duygu ve düşüncelerimize kapılıp hiç istemediğimiz yerlere sürüklenebiliriz. Bazen de kaçmak isteriz kafamızdaki seslerden… Bizi biz yapan ama savaşmak zorunda olduğumuz gerçeklerden… İşte, o zaman yazmak bir umut olur bizim için… 

Genelde bir derdimiz olduğunda, kendimizi mutsuz ve yalnız hissettiğimizde, konuşmaktan veya yüzleşmekten kaçtığımızda bu yola başvururuz. Kimileri için de en mutlu anlarını paylaştığı zamanlardır kalemini, kâğıdını alıp masa başına geçtiği anlar… İçimizde biriktirdiğimiz ve beynimizi kemiren düşüncelerin özgürce kelimelere dökülmesini izleriz. Yazdıkça rahatlar, âdeta bir kuş kadar hafifleriz. Bazen kendimizle yüzleşir, bazen de netleştiremediğimiz bir fikri yazarak daha somut hâle getiririz. ‘‘Söz uçar yazı kalır,’’derler ya hani… Kim bilir belki de geleceğimiz için yazıyoruzdur. Günlükler de bu yüzden tutulmaz mı zaten? Seneler sonra araladığımızda o tozlu kapakları, karşılaştığımız cümleler bizim en kıymetli hazinemizdir. Hayatımız boyunca karşılaştığımız zorlukları, dibe batışlarımızı ve daha güçlü biri olarak ayağa kalkışlarımızı, terk edilişlerimizi, değmeyecek insanlar için günlerce gözyaşı dökmelerimizi, bazen basit bir şey için mutluluktan havaya uçtuğumuzu bazen de hayal kırıklığına uğrayıp hayata küstüğümüz günleri görüp bugüne ‘‘iyi ki’’ demek için… Geriye dönüp baktığımızda pişman olmamak için… Hem bugünümüz hem geleceğimiz hem de geçmişimiz için… Yazıyoruz, çünkü bunu istiyoruz. Yazdıklarımız okunmasa bile sesimizi duyurmak istiyoruz. Bağırmak yerine sessiz kalmıyor, yazıyoruz. Bazen kimse için bir anlam ifade etmeyen kelimelerden dünyalar yaratıyor, yeniden renklendiriyoruz. Bazen de duyduğumuz bir melodi ile uzaklara gidiyoruz… Zihnimizde beliren notalarla kalbimizi yansıtıyoruz bembeyaz sayfalara… Herkes istediklerini yazmakta özgürken burada önemli olan ne yazdığımızdan çok o yazının hangi duygularla yazıldığı oluyor. Küçük bir çocuğun dilek ağacına ‘‘Annemin iyileşmesini istiyorum!’’yazması gibi… Bunu şarkı sözlerinde de çok net bir şekilde görebiliriz. Uzaktan bakıldığında ahenkle yazılmış satırların ardında çalan melodi her ne kadar neşeli olsa da sözlere yüklenen anlamlar büyüktür. O şarkının bir hikâyesi vardır fakat biz perdenin arkasında yaşanan olayları bilmeden severek dinleriz. Belki de biz de kendi hikâyemizi yazmak, yaşadıklarımızı başkaları bilmese dahi satırlarda hissedilmek istiyoruzdur.  

  Sonuç olarak, hangi amaçla olursa olsun, ister bir satır ister sayfalarca, yazmak ruhumuzu besleyen, duygularımızın kilit vurulmaksızın ortaya çıktığı, hayal gücümüzün sınırlarını zorlayabileceğimiz en güzel eylemdir. Yazmak, insanın en büyük sırdaşı, yol arkadaşıdır. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin geriye dönüp baktığımızda onun orada olduğunu biliriz. Yeter ki isteyelim ve ne yaşarsak yaşayalım, yazıp ruhumuza iyi gelmekten hiçbir zaman vazgeçmeyelim…

Yorum