babalar ve anneler
ne zaman annem babama bir şeyler anlatmaya kalksa
babam ustalıkla ve derhal ilgilenecek başka bir şey bulurdu kendisine
sabırla beklerdi annemin sözünü bitirmesini
ilgilendiği şey her ne ise ondan bakışlarını asla kaldırmazdı ama
sonunda annem sözünü bitirdiğinde
babam büyük bir sükûnetle ve dalgınlıkla ilgilendiği şeyden gözlerini kaldırır
anneme bakar ve şu kahredici soruyu sorardı:
efendim?
o sıralar gecekonduda oturuyorduk
yedi yıl, on, belki de on beş yıl sürdü bu durum
gecekondu yıkıldı, yerine bir bina dikildi,
kentsel olarak dönüşüldü, bir çok şey değişti ama bu hiç değişmedi
annem babamdan tamamıyla vazgeçinceye
kaybetmeyi en son isteyeceği inancını da kaybedinceye kadar
sonunda bir gün annem babama artık hiçbir şey anlatmamaya karar verdi
hemen ardından kendisine salonda bir yatak hazırladı
artık babamla aynı odada nefes almak istemiyordu
bir zamanlar birbirleri için ölen ve yanan, yanan ve ölen insanların geldikleri son nokta buydu
sonra babam, zamanla, durumda bir tuhaflık sezmeye başladı
olup biten şeylere anlam veremiyordu
ne yapmıştı ki?
neydi bu?
başlarda annemin geri çekilişinden etkilenmemiş pozlarını sürdürse de sonra savaş kararı aldı
hâlâ bir şansı olduğuna inanıyordu
yirmi yıl önce tavladığı kadını tekrar tavlayabileceğini düşünüyor
ve buna inanıyordu da
denedi, denedi, denedi ve denedi...
sonunda, çabalarının hiçbiri kâr etmeyince
bana açtı konuyu
belirsiz aralıklarla bira içip manzara seyrettiğimiz tepede yine bira içtiğimiz sıcak bir gündü
arabaya yaslanmış karşımızdaki güzel manzarayı izliyorduk içerek
neredeyse bütün başkent ayaklarımızın altındaydı
buraya her geldiğimde anneni arıyorum, dedi bana
doğru söylüyordu
az önce de annemle yedi saniye süren bir telefon konuşması yapmışlardı
bir sırrı açık ediyormuşçasına devam etti
bu tepenin anlamı bu benim için, anneniz, ben bu kadının peşinden iki yıl koştum
siz daha yoktunuz piyasada
doğru söylüyordu
annemin peşinden iki yıl koşmuştu babam
ve kardeşimle ben o zamanlar yoktuk daha piyasada
fakat ondan habersiz onun adını verdiğim bu tepeye gelip
onu aradığımda bile beklediğim karşılığı alamıyorum artık
üzgün, kırgın ve yenilmiş hissediyordu kendisini
yapılabilecek her şeyi yaptığını ve yapmaya devam ettiğini ama karşılığını alamadığını düşünüyordu.
anlıyorum baba, dedim
arabanın içerisinde ısınmakta olan biraları düşünüyordum o sırada
eğer elimdekini hızlıca içmezsem
bok olacaktı hepsi.