Yazıma başlamadan önce bu film biyografi türünde bir yapım olduğu için olayları biraz detaylıca anlattığımı belirtmek isterim:)
Amerikalı yazar, yapımcı ve yönetmen Shaka King’in ikinci uzun metraj filmi olan “Judas and The Black Messiah”, 1969 yılında Chicago’da bir FBI baskını sonucu hamile nişanlısının yanında uykusunda katledilen Black Panther Partisinin 21 yaşındaki başkan yardımcısı Fred Hampton cinayetini konu alıyor.
Öncellikle Black Panther Örgütünden biraz bahsetmek istiyorum. 1966 yılında Black Panther Party for Self-Defense olarak kurulan partinin amacı siyahilerin yaşadığı gettolarda devriye gezerek mahalle sakinlerini polise karşı korumak, bu bölgelerde yaşayan yoksullukla mücadele eden insanlara yardım etmekti. Daha sonrasında bu parti, siyahilerin silahlanmasını, hapishanede haksız yere hüküm giyen siyahilerin salıverilmesini, beyaz Amerikalıların yüzyıllardır süren sömürüsünün bedeli olarak tazminat ödenmesini talep eden politik bir örgütlenme halini almıştır. Black Panther Parti’nin kurulduğu bu yıllarda polis baskısının siyahi gruplara karşı arttığı bir dönem yaşanıyordu. Bu yıllarda Black Panther Partisinin suç teşkil eden eylemlerinin artmasına rağmen Fred Hampton cinayeti sonrasından parti, daha çok siyahi insanların yaşadığı yerlere sosyal yardım götürülmesi konusunda yoğunlaşan siyasi bir parti kimliğine büründü.
Fred Hampton, Black Panther Partisi’nin Chicago Illinois şubesinin başkanı ve aynı zamanda partinin de genel başkan yardımcısıydı. Hampton’ın Chicago eyaletinde yaptığı pozitif yönde en radikal hareketlerinden biri, sokak çeteleri arasındaki çatışmaları sona erdirmek ve yaşadıkları bölgede insanlara daha fazla yardım edebilmek adına Genç Vatanseverler ve Genç Lordlar üyelerini içeren “Gökkuşağı Koalisyonu"nu kurmasıydı.
Hampton’ın çoğu zaman halk karşısındaki kışkırtıcı konuşmaları ve parti içersindeki rolü, o dönemki siyahi halk için büyük önem taşıyordu. Bu yüzden FBI ve büyük olasılıkla, o dönemin başkanı Edgar J. Hoover tarafından bir tehdit olarak görülen Fred Hampton, 1968 yılında FBI tarafından planlı bir şekilde öldürülmüştür.
Aslında filmde de gördüğümüz gibi 21 yaşındaki Fred Hampton’ın cinayetiyle sonuçlanan olaylar, 17 yaşında siyahi bir genç olan William O’Neal’ın araba hırsızlığı yaparken yakalanması ve hakkındaki suçların düşürülmesi karşılığında FBI muhbiri olarak Black Panther Partisinin içine sızması ile başlıyor. 17 yaşında olmasına rağmen kısa sürede yükselerek Hampton’ın güvenlik şefi olan O’Neal, bu rütbesini de kullanarak FBI tarafına oldukça bilgi sızdırdı ve Fred Hampton’un evinde uyurken öldürülmesi için de yardım etti. O’Neal, muhbirliği süresince FBI’dan toplamda 200.000 dolara yakın para almıştır. O’Neal ilk defa 1984 yılında yapılan bir röportajda Hampton’un cinayetine yönelik konuştuğunda “çok büyük bir oyunda sadece bir piyon” olduğunu kabul etti. William O’Neal’in özellikle bu açıklamalarından sonra siyahi halk tarafından çok fazla tepki gördü.
Bu biyografik filmde, Fred Hampton’ı Daniel Kalauuya hayat verirken, William O’Neal olarak Lakeith Stanfield yer alıyor. Akademi Ödüllerinde bu iki başarılı oyuncu “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” dalında aday gösterildi ama sonunda bu ödüle Daniel Kalauuya sahip oldu.
Her iki oyuncuyu da oldukça başarılı bulmamın yanı sıra özellikle Lakeith Stanfield’ı Atlanta dizisinden beri takip eden biri olarak bu oyuncunun hak ettiği değeri görmesini beklerken bu filmdeki performansı ve adaylığı daha birçok projede parlayacağının habercisi gibi geldi.
Daniel Kalauuya ise Fred Hampton olarak halka hitap ettiği konuşmaları oldukça başarılıydı. Kalauuya özellikle kendi vücudunun devrimi nitelemediği, ondan sonra da bu devrimin süreceğini dile getirdiği konuşmasında etkileyici bir performans göstermiş.
Haftanın konusu olan Eureka’yı da bir yandan düşünmek gerekirse, ne yazık ki siyahi halkın “Eureka” diye haykırabilmesi yüzyıllar sonra binlerce ölüm, yüzlerce protesto ve sonu gelmeyecek gibi görünen baskılar sonucunda gerçekleşti.
Siyahi insanların haklarını savunmak için öne çıkan birçok liderleri oldu. Martin Luther, Malcolm X, Fred Hampton, Black Panther Party ve daha birçok kişi ve örgüt, yıllar boyu süren bu mücadeledeki bazı önemli isimler sadece. Bu zorlu mücadelelerinde Martin Luther ve Fred Hampton gibi cinayete kurban giden liderleri olmasına rağmen siyahi halk mücadelesinden asla vazgeçmedi. Filmden örnek vermek gerekirse Fred Hampton hapis yattığı süre boyunca yokluğu partiyi etkilemiş, insanların umudu kırılmış ve parti üyelikleri zaman zaman azalmış olsa da FBI ve o zamanki Amerika hükümetinin beklentisinin aksine bu hareketlilik Fred Hampton ile son bulmamıştır.
Ne yazık ki insanlık tarihinde sadece insan haklarına kavuşmak bile yıllar süren acı dolu bir mücadele sonucunda oluyor.
Başarılı ve akıcı bir biyografi filmi izlemek isteyenler mutlaka “Judas and The Black Messiah” filmine baksın derim. İyi seyirler!