Filmin yönetmenliğini "Killing Eve" dizisinin senaristliğini yapan , "Danish Girl", "Anna Karenina" ve belki de herkesin en çok aşina olduğu "The Crown" dizisinde Camilla Parker Bowles karakterine hayat veren Emerald Fennell üstlendi. Filmin başrolünde ise yer aldığı her drama filminde ustalık sergileyen Carey Mulligan yer alıyor.
Dizinin konusunu size etkisinden çıkarmayacak düzeyde küçük spoiler vererek anlatmak gerekirse, Carey Mulligan'ın hayat verdiği Cassie karakteri yıllar önce tıp fakültesini bırakmak zorunda kalan çok zeki bir kadındır.Tıp fakültesini bıraktıktan sonra ailesinin evine yerleşen Cassie, bir yandan da küçük bir kahve dükkanında çalışmaktadır.
Bu anlattığım Cassie karakteri, filme ilk başladığınızda karşınıza çıkan Cassie karakterinden oldukça farklı. Çünkü aslında Cassie, ilk farklı hayatı birbirine karıştırmamaya dikkat ederek sürdürmektedir. Bir tarafta ailesinin yanında yaşayan ve kahve dükkanında tüm günü sıkılarak geçiren bir kadın, diğer tarafta ise alkollü olmanın "cinsel rıza" kavramı içerisinde olduğunu düşünen erkeklerden intikam alan bir kadını izliyoruz.
2 saate yakın izlediğimiz bu filmin konusunun iki direğini aslında cinsel rıza ve alkol kavramları oluşturuyor. Filmin yalnızca erkeklere yönelik bir saldırada veya eleştiride bulunmadığının altını çizmek istiyorum. Bu duruma maruz kalan kadınların yine kadınlar tarafından dışlanmaları, alkolün veya kıyafetin bahane edilmesi ve özellikle her tür cinsel saldırının filmde Madison karakterinin söylediğinin aksine komik ya da şaka olamayacağını çok güzel bir dille anlatıyor.
Cassie karakterinin, erkelerden bu intikamı almasının nedenini filmin ilerleyen dakikalarında öğreniyoruz, Bu kısmı izleyenlerin filmin hikayesine bağlı kalması ve meraklarının kaybolmaması için geçiyorum.
Birçok eleştirmen ve feminist grup tarafından, yönetmen Emerald Fennell, her alkollü kadının erkekler tarafından istismar edildiğini empoze ettiği ya da alkolün veya kıyafetin kadınların cinsel istismara maruz kalmasının haklılığını savunduğu gerekçesiyle eleştirilmiş. Bu eleştirilere kesinlikle katılmıyorum. Yönetmenin, bir konunun yanlışlığını dile getirmek için tezat bir hikaye ve diyaloglar ile bunu izleyiciye aktarmasını oldukça başarılı buluyorum. Film, erkekleri yerin dibine sokarken kadınları ilahlaştıran bir çizgide bulunmuyor. Herkesin bu tarz olaylar karşısında çuvaldızı kendisine batırması gerektiğinin mesajını veriyor.
Filmdeki diyalogların inanılmaz güçlü olduğuna inanıyorum. İzleyici olan bizler gibi Cassie'nin de yorumsuz kaldığı bazı diyaloglar adeta içinize oturuyor. Cassie'nin baştan sonra hırçın, bağırarak veya kavga ederek bazı şeylerin hesabını sorması yerine yeri geldiği zaman sessizliğiyle tepki göstermesi, benim bu karaktere ait en sevdiğim özelliklerden biriydi.
Dünyanın neresinde olursa olsun benzer durumlara maruz kalındığına inandığım birkaç diyaloğu da sizinle paylaşmak istiyorum.
-..."Galiba sevdiğin biri olunca farklı bir his oluyor."
-..."Bu olay beni çok etkiledi, tamam mı? Bu şekilde suçlanmak her erkeğin kabusudur, tamam mı?"
-" Her kadının kabusu nedir tahmin edebilir misin?"
Emerald Finnell, adalet nedir, hayır kelimesi alkollüyken evet anlamına mı gelir, cinsel rıza nedir ve affedilmek gibi konulara çok fazla didaktif bir tutumla izleyiciye aktarmak yerine Cassie ve arkadaşı Nina'nın hikayesini oldukça etkili diyaloglarla izleyiciye başarılı bir şekilde aktardığını düşünüyorum.
Cassie, uzun yıllar önce tıp fakültesinde yaşanan bir hadiseyi ve arkadaşı Nina'nın yükünü hayatının her noktasında taşır. Bu yükü sadece kendisinin taşımaması gerektiğini hissetiği için intikam yolunu seçmiştir. Filmde çoğu erkeğin "ben aslında iyi bir insanım" dedikten birkaç dakika öncesinde veya sonrasında bu yoruma oldukça ters düşecek söylemlerde veya eylemlerde bulunması, aynada gördüğümüz biz ve eylemlerimiz hakkında düşünmemiz için bir boşluk yaratıyor. Filmin bu boşluklarında insanın kendisine de bir ayna tutarak aslında kim olduğuna ve eylemlerinin hatta eylemsizliklerinin ne sonuçlar doğurduna yoğunlaşması gerektiğine inanıyorum.
Bir intikam filmi olark gösterilmesine rağmen bundan çok daha fazlası olan "Promising Young Woman" filmine mutlaka bakın derim. İyi seyirler!