Her şeyin kolayca elde edildiği çağın insanları, sevdikleri üzerinde hakimiyet kurmak çabası içine düşüyor çoğu zaman. Elde etme süreçleri çok hızlı olduğundan, birinin sevgisini ne demek olduğunu anlayamıyorlar. Dikkatleri dağınık, odak noktaları bir anda değişebiliyor. Asla hiçbir şeye gerektiği kadar önem ve değer veremiyorlar. Kısa süreli sevgilerinde üst düzey bir baskı ve kontrol etme durumu içerisinde oluyorlar.
Çok eski zamanlarda, mesela 70’ler 80’ler ve belki biraz da 90’larda sevmek daha farklıymış gibi gelir bana hep. Anneanneme sorarsanız o da şimdiki zamanın sevgisi için aynı şeyi söyleyecektir tabii ama asla kıyaslamak mümkün bile değil. Dedim ya bu devirde her şey çok kolay.
Hayatınıza aldığınız insanın üzerinde haddiniz olmadığı halde hakimiyet kuruyor musunuz? Cevabınız evet ise söyleyeceklerim ne yazık ki sizin için geçerli olacak :(
Hakimiyet kurmadan sevemez misiniz?
Eskiden insanlar birbirlerini yalnızca severlermiş ve bu bir anlam ifade edermiş. Sevmenin bedelleri olmazmış eskiden. Birini sevdiğiniz için hayat akışınızın yönetimini, özel hayatınızın hesabını o insana vermek zorunda değilmişsiniz. Sevmek sadece sevmekmiş işte. Olması gereken de bu değil midir zaten? Neden kimse sevdikleri insanların duygularına önem vermiyor? Zaten birbirinizi sevme aşamasına zor gelmişsiniz, karşılıklı büyük/küçük sınavlardan geçmişsiniz... Tam o noktada neden karşınızdaki insanı ele geçirmeye çalışıyor, onları baskılıyorsunuz? Birbirinizin alanlarına neden müdahale ediyorsunuz? Bu soruların cevabı sizde var mı bilemiyorum. Bildiğim tek şey; üzerinde hakimiyet kurduğunuz insanı çürütürsünüz. Gözle görmezsiniz bunu ama çürütürsünüz. Sadece karşı tarafı da değil aslında kendinize de yaparsınız bunu. Sevdiğiniz insanın hareketlerine, yaşayış biçimine, arkadaş çevresine ve hatta giyimine bile müdahale ederken ona yaptığınız saygısızlığı aynı zamanda kendinize de yaparsınız. Bunu yaparken kendinize ”benim kendime saygım kalmadı mı? ben böyle bir insan mıyım gerçekten diye?” Soruyor musunuz hiç? Sormalısınız. Çünkü başkalarının hayatına sırf o hayatta siz de varsınız diye müdahale edemez, karışamazsınız. Sevdiğiniz insanın arkadaşlarına mesela.. Müdahale edip ve görüşmesini engelleyemezsiniz. Çünkü sevdiğiniz kişi sevgili olurken kimse ona karışmadı "bu kişiyle sevgili olamazsınız!" diye. Çünkü herkesin kendi yaşam sınırları var öyle sırf seviyorsunuz diye bunu ihlal edemezsiniz. Bu kadar baskının kimseye bir faydası yok. Kıskançlığın, aşırı ilginin karşı tarafın hep istediği bir şey olduğunu savunabilirsiniz. Bu sizi ve baskılarınızı haklı çıkarmaz. Aşırı ilgi göstermek demek üzerinde baskı kurmak demek değildir. Buna sığınamazsınız. Elinizden kaçmasını istemediğiniz insanı kendi yaptıklarınızla kaçırıyorsunuz. Belki de yaşanmasından en çok korktuğunuz şeyleri kendi davranışlarınızın sonucu olarak yaşıyorsunuz. Bir insanı sevmek demek onu boğmak demek değil. Birileri sırf sizi seviyor diye ve sizin de onun hayatında olmanıza izin verdi diye bu "Al buyur, bu benim hayatım. Al al çekinme, sen yönet benim hayatımı." anlamına gelmiyor.
Çok enteresan bir şey söyleyeyim mi bazen insanları sadece sevseniz yeterli olabiliyor. Çok ilginç değil mi? Hiçbir şey yapmadan seviyorsunuz ve her şey yoluna giriyor... Öyle işte.
Sevginizi yalnızca sevgiyle gösterebildiğiniz bir mutluluk dilerim.