Sözlük anlamıyla sevgi; “var olmak, canlı olmanın birinci emaresi” olarak geçer. Yani bir insan, bir yaşam veyahut bir varoluştan bahsediyorsak orada mutlaka sevgi vardır. İnsanın biyolojik varlığının yanında dünya hayatında kendine bir yer edinebilmesi, aldığı nefesi anlamlandırması ve varoluşuna sebep bulması bir şeyleri sevmesiyle başlar. İlk doğumunda gözünü açtığı dünyayı bütün varlığıyla kabul edebilmesi aileden, çevreden gördüğü sevgiyle yavaş yavaş oluşur. Kişinin kendisini sevmesi de böyle başlar. Yalınayak toprağa ilk dokunduğunda, ilk kokladığı çiçekte, yağmuru teninde ilk hissettiğinde dünyayı sevmeyi öğrenir. Sonra bunların hepsinin kendisi için olduğunu fark eder. Dünyayı öğrendikçe kendisini keşfeder. Keşfettikçe sever, sevdikçe insan olur. Kendini sevmenin ilk emaresi öğrendiği her şeyin kendisinde karşılık bulmasıdır. Gözyaşlarıyla, yarayla tanışır; acıyı sever. Gülümsemeyle, kahkahayla tanışır; mutluluğu sever. Bazen başkalarına verir içindeki sevmek duygusunu, aşkı öğrenir. Sonra hepsini toplar, önce kendini sever. İlk gençliğinde hatalarını, sonra yaşamayı, en sonunda yaşanmışlıklarını… Hep arar bazı soruların cevaplarını; fakat ne yaparsa yapsın, hayatı boyunca sevmek eyleminin peşini bırakamaz. Çünkü kendisidir sevgi, dünyasıdır, hayatıdır. Hulasaten insan; kendisini sevmeye, kendisinden başlar.
Ara
Popüler Gönderiler
-
Nefes Alan Yer: Sahne
Yazar: Nisan Asel Karakaş -
Duygu Yüklü Apartman Basamağı
Yazar: Naz Aker -
Bekleme Sanatı
Yazar: Atıl Çakır -
Ölümlü Dünya
Yazar: Suna Özlem Mutlu -
BİR UNUTULUŞ HİKÂYESİ
Yazar: Damla