Bazen bir an durup zamanı düşünüyorum. Ben dururken aslında onun hiçbir zaman durmadığını fark ediyorum.
Uyandığımda kendime hep bugünün güzel olacağını hatırlatıyorum. Hayat neyden ibaret? Çalışmak, koşuşturmaca, iyi bir maaş, lüks bir hayat… Gerçekten yaşamak bu mu?
Cevabım hayır.
Bence yaşam bir kedinin mırlaması, kuş cıvıltılarının fon müziği oluşturduğu doğa, bir teyzenin hayır duası gibi küçük zarflarda saklı. O zarfları bulabilmek ise benim işim.
Kendime ve sevdiklerime zaman ayırmayacaksam, bir aç canlının doymasına sebep olamayacaksam, kendimi şımartamayacaksam, bir hobi edinemeyeceksem, çantamı alıp gezemeyeceksem anlamı kalmayacak yaşlanmanın.
Aynada baktığımda gördüğüm yüze soruyorum. Bu gün bu hayat için, kendin için ne yaptın? Bu sorumu cevapsız bırakmamak için yaşamam lazım. Hep gelecek için değil, o an için bazen. Kendimi genç hissetmem için.
Yaşamam lazım güzelce yaşlanabilmem için. Yaşamam lazım anılarımın birikip, tebessümüme dönüşebilmesi için. Yaşamam lazım sadece nefes almak için değil, bana armağan edilen bu dünyanın tadını çıkarabilmem için. Yüzümde beliren çizgilerin hakkını verebilmem, içini doldurabilmem için.