Hüzünlü Bir Medeniyet Sınavı: Açık Giyinmek

Yorum · 1596 Görüntülenme · Okuma Süresi: 7 dakika

Açık Giyinmek ile Medeniyet Arasındaki İlişki

Öncelikle, “açık giyinmek = medeniyet” mantığının sorgulanacak bir tarafı bulunmamaktadır. Ancak "Açık giyinmek medeniyetse maymunlar bizden daha medeni!" tepkisi de en az ilk önerme kadar gülünç ve bence ondan daha beter bir çıkarımdır. Maskaralaşmaktan kaçınmak için bu konunun konuşulduğu ülkeye bakmak gerekiyor ve cevap çok uzakta değil, evet, doğru tahmin ettiniz: Türkiye.

 

Bu metinde "açık" giyinmek ile Türkiye'nin medeniyet serüveninin en azından lokal ama çok önemli bir kısmını irdeleyebiliriz. Yine konu özelinde medeniyet dediğimiz şey herkese ve her şeye çevrilmiş bakışların insanın kendi hayatına çevrilmesidir diyebiliriz. Bizde ahlak, namus adı altında bu iş "Acaba kim kimi sikiyor, neden sikiyor, nerede ahlak?" şeklinde tezahür etse de sözgelimi bir akrabanızın size başka bir konuda ne yapmanız gerektiğini söylemesi değil, dayatması da medeniyetle bağdaşmayan bir tavırdır. Yahut, benzer bir biçimde, bir komşunuzun sizi yolda çevirip "Bak Evren, sen çok bira içiyorsun, her gün seni binaya elinde biralarla girerken görüyoruz, millet de bundan rahatsız, kendine çeki düzen ver." demesi eşekliktir. Gelgelelim Türkiye'de farklı bir kültür var, bu kültüre göre aynı komşunun yine sizi yolda çevirmesi ve şöyle konuşması medeniyetsizlik olarak görülmemeli: "Bak Evren, gelip giderken seni görüyorum, biliyorum ki demleniyorsun her gün, oğlum gençliğine yazık, bu kadar içme, karaciğerine yazık." Burada artık değiştirmemizin pek de mümkün gözükmediği, sana ne aq diye de kabalaşmamamız gereken, tamamen Türkiye'ye has bir iyi niyetle müdahil olma olayı var. Özetle, Türkiye'nin medeniyet serüvenini ele alacağımız zaman bunu mutlaka artık yerleşiklik kazanmış kültürü de hesaba katarak yapmalıyız. Peşin bir not: Kültür yerleşmiş abi ne de olsa gibi bir kabul yok burada. Kültürü dönüştürmek için önce ortadaki durumu hazmetmeliyiz, kültürün dönüşümü ondan sonra başlar. Evet, bunu oturttuğumuza göre asıl meseleye gelelim.

 

Türkiye'nin medeniyet serüveninin neredeyse bütün ağırlığı bu amına koyduğumun namusu, tamamen cinsel ahlakla bağdaştırılan ahlak kavramı üzerinde bulunuyor. Bir kadın göğüs dekoltesini bir gecede, bir düğünde ya da benzer aktivitelerde değil de günlük hayatında ortaya koyduğu zaman başta o kızın anası ve babası, sonra komşuları, ardından sokaktakilerde bir amcıklık başlıyor. Herkes şunu düşünüyor: "Amacı ne?" Ha ha ha. İşte bu alçak islamcıların ve onların laciverti olan muhafazakârların anlamadığı nokta bu. Böyle bir ortamda elbette "açık" giyinmek ile medeniyet arasında doğrudan bir ilişki ortaya çıkıyor. Şimdi biraz daha derinleştirip olaydaki vahameti ve doğal bir sonuç olarak ortaya çıkan pisliği görelim.

 

Bir erkek çocukken atıyorum annesini, atıyorum kuzenini, teyzesini halasını bir etekle görmeyince, benzer bir biçimde aynı çocuk bir tatile gittiklerinde yine anasını, kuzenini, teyzesini vs. bikiniyle, hadi bikiniyi bırakalım mayoyla görmeyince, üzerine bir de muhafazakâr kültürün daha iğrenci olamayacak varsayımlarıyla büyüyünce, göğüs dekolteli bir kadınla karşılaştığı anda sapıtıyor amına koyim. Önce kınıyor, sonra içi içini yiyor ve sınır ihlaline kalkışıyor, daha da ileri giderek karıya "Maden memeni açtın öyleyse ben seni sana hiç danışmadan sikebilirim," gibi akıl almaz bir mantıkla yaklaşmaya kalkıyor. Biz buna taşralı oğlanın şehirli kız görünce sapıtması diyoruz ve üsttenci diye yaftalanmamak için ekliyoruz, bir hocamızın da dediği gibi: Taşralı olmak ayıp değildir, taşralı kalmak ayıptır. Tekrar konuya dönecek olursak, bırakalım medeniyeti falan, buradan türlü insanlık suçları türüyor. Yine peşin not: Burada örneğini verdiğimiz ana, teyze, kuzen gibi şeyler "Sizin de ananız bacınız var," saçmalığına referans olarak söylenmedi. Erkek daha bir çocukken çevresindeki dişiler bunlardan ibaret olduğu için onları referans olarak yazdık.

 

Devam edelim: Oysa sözgelimi bir geceye, davete ailecek katılacak olan çekirdek ailenin erkek çocuğu, annesini hiç de açık sayılamayacak bir elbiseyle; babasıyla annesini en azından yanak yanağa öpüşürken; tatilde ablalarını, teyzelerini mayoyla görerek büyüdüğünde hem "açık" giyim konusunun hem de bir karının kocasını/kocanın karısını öpmesinin normal bir şey olduğunu görerek büyümüş oluyor. Yahut yaz aylarında anası, teyzesi doğal olarak bir askılı, bir şort giydiğinde çocuk yine bunu normalleştiriyor ki zaten bu normaldir amına koyim. Ha ha, neyse. Dolayısıyla atıyorum Ankara Tunalı'da yürürken şortlu kız gördüğünde sapıtmıyor, gidebileceği en uç nokta şu oluyor: "Abi az önce geçen kadının bacakları gördün mü, eridik bittik." Bunu diyor ve geçip gidiyor. Yani normal büyümüş bir erkek kadın vücuduna duyarsızlaşmıyor, buradan bunu çıkartmayın, o da etkileniyor, o da bayılıyor ama herif sapıtmıyor, sınır ihlal etmiyor, sadece muhafazakâr bir aptallığı yaşar ve bu aptallığın doğal sonucu olarak bir eşekliği dayatırken diğeri bir şiirselliği yaşıyor.

 

Şimdi yaşanmış anekdotlar: Askerdeyken yirmi yaşındaki bir elemanla nöbet tutuyoruz. Bana şunu söylüyor: "Anlamıyorum hocam, yani şu kız geçen başka biriyle çıkıyordu, şimdi başka biriyle çıkıyor, biz bitmişiz." Ha ha ha, yirmi yaşındaki bu velet daha o yaşında bir amca, bir dayı olmuş amına koyim. Ona şunu soruyorum: "Bu seni neden ilgilendiriyor?" Kaçınılmaz cevap: "Hocam ben de evleneceğim askerden sonra, kızlar bunları görüp özeniyorlar vs." Hayır orospu çocuğu, senin derdin kölelik ahlakını zorla benimsettiğin kadınların diğer özgür kadınları görüp de isyan etmesi değil, senin derdinin ne olduğunu hepimiz biliyoruz ama sen yirmi yaşında olmana rağmen bir dayıya, amcaya dönüşmüşsün. Ezbere konuşuyorsun. Daha iki ayını doldurmadığın bir askerî lojmanda hangi kız kimle ne kadar çıkmış bunun çetelesini tutacak kadar dedikoducu bir götverensin sen, bir de utanmadan "adamlık," şu bu bayrağı sallıyorsun. Bu anekdot konuyla bağlantısız gibi durabilir ama doğrudan bağlantılı. Medeniyet burada başlıyor çünkü, yineleyelim: Medeni olamamak, kendinden başka herkese dikilmiş gözdür, medeni olamamak bir bakma ve yargılama kültürüdür. O iki ayda bir sevgili değiştiren kız özgürce askılısını, eteğini de giymektedir ve konuyu ortaya atan götverenin bir diğer karın ağrısı da budur. Ona göre bu kızın tavrı, giyimi ve diğer şeyleri bir şırfıntının özüdür; herifin kıza bakar bakmaz kalkan dickinin zavallı zihnine ihaneti ne kadar yoğunsa öfkesi ve kaşıntısı da o kadar yoğun olmaktadır.  

 

Bir anekdot daha: Doksanlı yıllarda turistik beldelerde tatil yapanlar bilir, turist kadınların en az yarısı üstsüz güneşlenirlerdi, İkinci Yeni’nin tüm şiirlerinden daha güzel bir şiir yaşanırdı. Açık giyinmenin ötesine geçip giyinmemek durumu vardı. Orada bir erkek çocuk annesinin ve babasının galeyana gelmediğini gördüğünde, kendisi için normal olmayan görüntüye bakıp hemen medeni bir tavır takınırdı. Çünkü isteyen üstsüz güneşlenebilirdi ve öküz gibi memelere sabitlenmek, daha da ileri gidip ortaya saçılmış memelerin bir açık büfe bileti olduğunu zannetmek gibi hatalar yapmazdı. Şöyle çaktırmadan biraz ortamı süzer, “allah ne güzel lan” der ve sonra kumdan kalesini yapmaya girişirdi. Eğer bu çocuğun anası ya da babası "İşte turistler (gavurlar) böyle, bunlarda ar namus yok," gibi bir ton yakalasaydı, daha da gülünç olarak baba olacak yaratık sırf allah meme görürüm korkusuna elindeki gazeteyi burnunun dibine kadar sokup öyle otursaydı bizim erkek çocuğumuz da bunun bir "orospuluk" olduğunu düşünecekti. Sonra büyüyecek ve nerede göğüs dekolteli bir kadın görse ona da orospuluk yaftasını yapıştıracaktı.

 

Sonuç: Görüyoruz ki konu Türkiye olduğunda "açık" giyinmenin medeniyetle doğrudan bir ilişkisi bulunmaktadır. Çuvaldızı kendimize batırmayalım, direkt sokalım, bu tamamen erkek çocuğunun nasıl büyüdüğünden kaynağını alan ve sonuçları da o kaynağa göre değişiklik arz eden bir medeniyet sınavıdır. Kimin kimi siktiğiyle ilgilenmeyen ya da sikişen birilerinin evli ya da nişanlı olup olmadığını merak etmeyen, kimin nasıl giyindiğini umursamayan, bir memeye baktığı zaman kendini yitirmeden geçip gidebilen insanları inşa etmek çocukluktaki bu "açıklıkla" mümkün. Elbette en düz kesim olan muhafazakârlar burada Türk anasına seslendiğimi ve onlara memelerinizi açın, çocuklarınız görsün dediğimi varsayıp coşacaktır. Ancak hiçbir metinde sizlerİ siklemediğim için bu metinde de siklemeyeceğim ve size daha anlaşılır bir dille kendimi anlatma zahmetine girmeyeceğim. Burada bitirelim. Hepimizin işi gücü var. Hoşça kalın çocuklar.

Yorum