Geçmişe Yolculuk

Yorum · 26 Görüntülenme · Okuma Süresi: 9 dakika

"Bir sis bulutu sardı etrafımı. Uzun bir uykudan uyanmış gibiydim. Yılların yorgunluğu vardı üzerimde. Yıllar önce iyi ve kötü anıları biriktirdiğimiz evimizin önündeydim. Babamın gidişini izliyordum. Yine o 7 yaşındaki küçücük çocuktum.. ellerime baktım. Küçük çocuk ellerime. Şimdi tek fark, bu kadar küçük olmama hayret ediyordum. Sorgusuz mutluluklarım vardı. İçimde bir çocuk kaygısızlığı... Yıllar bedenimizi büyütürken, çocuksu duygular

Dünya devi olmuş olan XLC markasına ait konusunda uzman insanların yaptığı zaman makinesine sahip olmak benim için çok zor oldu. Çalıştığım Gen şirketinde yoğun şekilde mesailere de kalarak uzun süre para biriktirdim. Bu benim hayalimdi aslında. Herkesin sahip olmak isteyebileceği bir makine. Artık benimleydi. Ona evimin en güzel yerini verdim. İnsanın içine girebileceği büyüklükte bir kabini vardı ve içinde ses dalgalarından rahatsız olmamak için bir kulaklık olması da ayrıca çok iyi olmuştu benim için. Daha önce aldığım ALK marka makine artık çok eskimişti, şarj almıyor, aynı zamanda aksamlarından da çok ses geliyordu. Gidip de dönememekten korkar olmuştum, zira öyle ağır gidiyordum ki. Kısacası değişme zamanı gelmişti. Eski emektarım ALK makinemle bir çok yolculuğa çıkmıştım onun yeri hep bende ayrıydı. Ona "zamandaşım" diyordum, zamanda yolculuk da benim en iyi arkadaşımdı. Zamandaşımı kimseye veremedim hala benimle. Aslında geri dönüşüme gönderdiğimde daha iyi işlerde kullanılabilirdi ama hatırası o kadar kıymetliydi ki çalışmasa ve artık ömrünü tüketip yaşlanmış olsa da o benim yine de zamandaşımdı. Kadim zaman yolcusu dostum...

Hayatta her şey zamana yenik düşüyordu. Eşyalar da zamanla ölüyordu. Eşyalara fazla anlam yükleyen biri olmadım hiç ama bazı hatıraların anlamı bende çok fazla. İlk defa "Zamandaşım" ile zaman yolculuğuna çıktığım günü dün gibi hatırlıyorum. Hem heyecanlıydım hem de korkuyordum bir yandan. Eşsiz bir tecrübe olmuştu benim için. Zamandaşımı beni ilk aşkımla tanıştığım o güne götürmesi için gerekli hazırlıkları yapmıştım. O zamana döndüm ve tekrar çocuk oldum sanki. Aynı heyecan ve kalp çarpıntıları içindeydim. O "an" ın içinde yeniden zaman durmuştu. Baştan sona aynı duyguları yaşadım, aslında o zamanda yaşananları değiştirme gücüm vardı ama istemedim. O zamanın büyüsünün bozulmasına razı olamazdım. Ortaokuldaydım. Babamın işi sebebiyle başka bir şehre taşınmıştık okulum da değişmişti haliyle. Arkadaşlarımdan ayrıldığıma da çok üzülüyordum. Hepsi bana yabancı olan çocukların olduğu sınıfa girdiğimde herkes bana tuhaf tuhaf bakmıştı. Öğretmen benim onun yanına oturmamı istedi. Uzun sarı saçları, hem hüzünlü hem de gizemli gözleri ile bana baktığında kendimi bu dünyadan soyutlanmış hissetmiştim. Hani eskiler derler ya; "karnımda kelebekler uçuştu" diye işte öyle tuhaf bir hissediş içine düştüm. Sonuç olarak benim için ilk aşk, duygular anlamında eşsizdi fakat sonrasında hüsrandı. Çok detaya girmek istemiyorum. Hatırlamak da istemiyorum. Başlamadan bitti diyebiliriz. İlk aşk aynı zamanda hayattaki ilk hayal kırıklığım da oldu neticede.

Nerede kalmıştık? Evet.. gelelim ALK marka yeni zaman makineme. Onunla çıkacağım nice güzel yolculukları düşündükçe heyecanlanıyorum. Yarın izinliyim, sabah yeni zamandaşımı ayarlayıp geçmişe doğru bir yolculuğa gitmek için hazırlıklarımı yapıp güzel bir yolculuk yapacağımı düşündüm yani umarım.. fakat hayatımın hangi zaman dilimine gideceğime henüz karar verememiştim. Bende iz bırakmış ve anlamı olan aynı zamanda tekrar yaşamak istediğim "an" lara gitmek tabi ki mantıklıydı. Bende o "an" lardan birine gitmek istiyordum, eski resimleri karıştırarak düşünmeye başladım. Babamın yanına gitmeye karar verdim. Onunla bir kere yaşamış olduğum ve bana gerçekten onun babam olduğunu hissettiren o "an" a gitmek istedim. Geçmişte bu düşünceye şiddetle karşı gelmiştim. Nedenini sorarsanız çok uzun mesele. Şimdi de geçmişteki akışı değiştirme imkanım varken bana iyi gelmiş olan bu "an" ı yaşamak istedim. Babamı kısaca anlatmaya çalışacağım.

Babam ilk makine üretim tesislerinde üretilen bir robot. Vücudunun genel iskeleti robotların malzemelerinden ibaret. Kas, kemik ve tendomlar, göz, burun, kulak, el ve ayak parmakları gibi uzuvları robot aksamlarından oluşuyor. Kalan kısımları araştırmalar için bağışlanan kadavra organlarından ibaret. Bu uygulama bundan yıllar önce babamın doğduğu yıllara denk gelen 2080 yıllarında bir kaç şirket tarafından yapılmaktaydı. İskelet oluşturulduktan sonra kadavralardan alınan organlarla tıp konusunda uzman kişiler tarafından gerekli eşleştirmelerle insansı robotlar üretilmekteydi. Üretim sonrası uzun süren testlerden geçirilerek uyumlaştırma işlemleri tamamlanan insansı robotlar insanların hayatına dahil edilmekteydi. Bu robotlar iskeletleri dayanıklı malzemelerden yapıldığı için güç gerektiren fabrika koşullarındaki işlerde ayrıca beyin ve kalp gibi organlara sahip oldukları için de akıl yürütme ve bir takım duygular konusunda da hemen hemen insanlarla eşdeğerdi. Bir zaman sonra bilimsel gelişmelerin ışığında daha ileri düzeyde insansı robotlar üretilmeye başlandı ve insanlar artık onlarla yaşam konusunda hiç bir zorluk çekmedi. Ayrımcılıklar ve gruplaşmalar da olmadı diyemem. İlk çıktığı zamanlarda özellikle insanlar tarafından kabul görmediler. Parçalanan ve eziyet gören insansı robotların çoğunu haber bültenlerinde sık sık gördük. Ama bunlar zamanla azaldı ve insansı robotlar sadece güç gerektiren işlerde değil devlet kademelerinde ve toplumun önemli kesimlerinde de kabul görmeye başladı. Onları insanlardan ayırt eden bileklerine sürekli takmak zorunda oldukları yapıldıkları üretim tesisi logosunu içeren bileklikti. Diğer şekilde daha da ilerleyen yıllarda ve artık günümüzde ilk bakışta onları insanlardan ayırt eden başka bir fark kalmadı. Evet babam HRLK da bir insansı robot. Annemle ne zaman tanışıp benim babam oldu diye merak etmişsinizdir elbette. Şöyle ki; annem Şale insansı robot uzmanı. Babamın üretildiği şirkette çalışırken babamın yapılış aşamasında da bizzat çalışmış ve sonrasında fiziksel ve tüm anatomik testlerde de birebir babamın yanında olmuştu. Babam gözünü insansı robot olarak dünyaya açtığı anda karşısında annemi görmüştü. Onun ilgisi ve iş için bile olsa ona yaklaşımları babamı anneme daha da çok bağlamıştı. Babam ses telleri yapım aşamasından sonra ilk sözcüğünü anneme söylemişti. "Seni seviyorum." Herkes şaşkındı. Çünkü şimdiye kadar hiçbir insansı robot yapılışını üstlenen kişiye böyle bir cümle söylememişti. Seni... Seviyorum... kesik kesik ve robotumsu da olsa bu ilginç bir durumdu. Kalp olduktan sonra duygulara hakim olamazsınız... babamın bir kadavradan da takılmış olsa bir kalbi vardı sonuçta. Ama bu sevgi çok uzun sürmedi... Annem de şaşkındı. Zamanla o da babamı sevdi. Ailesi insansı bir robotla evlenmesine karşı olsa da bu uğurda mücadele etti, evi terk etti ve babamla evlendi.(insansı robotla bir insan evlenebilir.) Birbirlerini çok sevdiler bir süre. Sonrasında bu sevgi tek taraflı bir hal aldı. Tek taraflı sevgi ile bir evliliği yürütmek hem zor hem de anlamsız ve gereksizdi. Babam zamanla annemden uzaklaştı. Annem yine de onu sevmeye devam etti. Bazı şeylerin düzeleceğine inancı tamdı. Neden böyle düşünüyordu bilmiyorum, belki de kendi elleriyle kalbini yerleştirdiği insandan böyle bir tepki alacağını beklemiyor olabilirdi. Zaman geçtikçe babam annemden adım adım uzaklaştı. Artık onunla ne konuşmak ne de yüzüne bakmak istiyordu. Şehrin biraz dışında bir fabrikada çalışıyordu sabah o uyanmadan çıkıyor, akşam da hepimiz uykunun derinindeyken eve geliyordu. Hem bana hem anneme karşı ilgisizdi. Bazı akşamlar hiç eve gelmiyordu. Babamdan uzaklaşıp zamanla onu artık bir yabancı görmeye başlamamın tohumlarını o zamanlar babam atmaya başlamıştı bile. Hiç bir iyi anımda babamı görmemeye başladım yanımda ve tabi ki kötü anımda da.

Babamla geçmişte yaşadığımız ve ben daha yedi yaşındayken aklımda kalan babamı sevdiğimi hissettiğim o son "an" a tekrar dönmek istiyordum. O son "an" dan sonra onu tekrar öyle hissedemedim. Annemle bu konu hiç açılmadı. Ne zaman sormaya cesaret etsem annem konuyu değiştirirdi. İşte o yaşadığımız son "an" da da eve uğramadığı zamanlarda beni görmek için gelmişti ve beni alıp evimizin yakınındaki oyun merkezine götürüp, benimle çocuklar gibi oyun oynamıştı. Beni eve bırakırken içimden onu takip etmek geldi. Nereye gittiğini çok merak ediyordum. Ama buna o zaman cesaret edememiştim. Giderken bana "hep böyle kal" dedi, ne demek istediğini anlamadım, müthiş bir istek duydum onu takip etmek için ama yapamadım. İşte şimdi geçmişe giderek onu takip edeceğim, geçmişi değiştirme gücüm varken, ona neden böyle davrandığını soracağım ve alacağım cevap da umurumda değil... Sadece sormak istiyorum. Bugün ulaşamadığım babama geçmişte hesap soracaktım... Ne ile karşılaşacağımı bilemeden.

Gerekli tüm hazırlıklarımı yaptım. Kulaklığımı taktım, bütün ayarlamalar hazırdı. Artık yola çıkmaya hazırdım. Heyecanlıydım ve bir o kadar da mutlu... Hayatım bir film şeridi gibi gözlerimden aktı gitti. Savruldum boşluğa, geçmişe, çocukluğuma.

Bir sis bulutu sardı etrafımı. Uzun bir uykudan uyanmış gibiydim. Yılların yorgunluğu vardı üzerimde. Yıllar önce iyi ve kötü anıları biriktirdiğimiz evimizin önündeydim. Babamın gidişini izliyordum. Yine o 7 yaşındaki küçücük çocuktum.. ellerime baktım. Küçük çocuk ellerime. Şimdi tek fark bu kadar küçük olmama hayret ediyordum. Sorgusuz mutluluklarım vardı. İçimde bir çocuk kaygısızlığı... Yıllar bedenimizi büyütürken, çocuksu duygularımızı da alıyordu elimizden.

Babamın arkasından koştum, koştum... Birden, nasıl olduğunu anlayamadan babamın biraz üstünden giden uçan araba alçalıp babama çarptı ve onu metrelerce ileriye doğru fırlattı. Donup kaldım, nefesim kesildi, o çocuksu korkuyla gözlerimi kocaman açtım. Babamın nerede olduğunu görmeye çalıştım. Ama o kadar uzağa fırlatmıştı ki araba onu, görüş açımı aşıyordu. Hareket edemedim. Ayaklarımda tonlarca ağırlık varmış gibi çakılıp kaldım. Oysa ben babama hesap soracaktım, bu olamazdı, babam ölemezdi. Bana bizi yalnız bıraktığı zamanların faturasını ödemeliydi. Çekip gidemezdi şimdi... O andan sonra her şey şimşek hızıyla geçti, babamı kaybetmiştim, ama o yıllarda bunu bilmiyordum. Annem bana söylememişti. Geçmişe gitmeseydim hala haberim olmayacaktı. Annem babama olan son görevini benim haberim olmasa da yerine getirmişti, onu defnedip son yolculuğuna uğurlamıştı. Geçmişte küçücük bir çocukken babamın mezarını ziyaret edip, bu dünyadan göçmüş olsa da, onunla mezarı başında konuştum. Artık uzaklarda olsa da beni duyduğunu biliyordum. Çocuk yüreğimdeki kimsesizliğimi, onsuz, yalnız gecelerimi bana geri vermesini istedim mezarı başında. Onsuz günleri ve geceleri hak etmediğimizi, neden bize bunları yaşattığını bilmek istediğimi söyledim. Karşılığında derin bir sessizlik ile karşılaşmış olsam da yıllardan beri ilk defa üstümden yük kalkmış ve rahatlamış hissettim kendimi. Babama karşı son görevimi geçmişe giderek de olsa yapmıştım.

Artık gitme vaktim gelmişti. Duygularımı geçmişe uğurlayıp "an" a dönmeliydim. Evime son kez bakıp, XLC markası yeni zaman makineme bindim ve karmakarışık duygularla yola koyuldum...

Yorum