YALNIZLIK ÖMÜR BOYU

Yorum · 852 Görüntülenme · Okuma Süresi: 2 dakika

“Senle beraber olsam da sevgilim
Hiç görmesek birbirimizi
Özlesek
Ömür boyu bağlansak da
Sevinsek de üzülsek de
Yalnızlık ömür boyu”

İlham denilen “perinin” nerede, ne zaman ve kim tarafından geleceği belli olmaz. Bu yazıya başlarken de böyle oldu. Bazı sabahlar motivasyon olması için podcast dinleyip bazen yatakta meditasyon yapıyorum. Sevgili Pınar Sabancı’nın podcastleri bu ara çok dinleniyor. Bence de dinlenmeli!... Emek verilip bir araştırma sonucu tüm doğallığı ile seslendirildiği ortada. Ben de “Yalnızlık Ömür Boyu” podcastini dinlerken yakın zamanda bir dostumla paylaştığım düşüncemi hatırladım. Net bir bilinç ile söylemediğim bir düşünceydi aslında. Biraz da ciddi bir mesele!

Mesaj da şunu söyledim: “Ben anne olmak istiyorum.” Arkadaşım o kadar şaşırdı ki, benim tavrımın tam aksine daha mantıklı davranarak “Hormonal mi, duygusal mı?” diye sordu. Hormanel olduğunu biliyordum. Bu isteğimin nereden kaynaklandığını kendi içimde sorgularken bu durumu şu şekilde örnekle açıklayacağımı anladım: “Suriyeliler savaş sonrası neden bu kadar çok üredi?”

Sorunun cevabı belli… Kendi üreme ve doğum planı haricinde savaş sonucu var olma isteği ile ürediklerini biliyorduk. Benim isteğimde tam da böyle bir psikolojiden kaynaklanıyordu.

6 Şubat sabahı korkunç bir güne uyandık. Her yer yıkılmış ve herkes ölmüştü. Bu yok oluş karşısında insanlar önce ölmek sonra üremek istedi. Deprem alanında kendini öldürmek isteyen insanlar, depremden bir hafta sonra düğün yapıp çocuk sahibi olmak isteyen insanlar da gördüm. Bir aile apartmanının yok olması sonucu “Benim kimsem kalmadı artık yaşamanın bir anlamı yok!” diyenler oldu. Anladım ki insan tam da böyle bir yaratık!

Bu noktada yalnız kalıp yok olmaktan, ait olamamaktan korkuyorduk. Meşhur Pascal üçgenin mucidi Pascal, insanın mutsuzluk sebebini tek başına kalamamasından kaynaklandığını söyler. Bunun üzerine ben yalnız kaldığımda ne yapıyordum?

Düşündüm…

Kitap okuyor, bir şeyler izliyor, yazı yazıyordum… Üretiyordum aslında. Hatta bunları yapabilmek için yalnız kalacağım, kimsenin beni rahatsız etmeyeceği alanlar yaratmaya çalışıyordum. “Kendi kendime şimdi bu neden korkutucu?” diye sordum.

Tek başına olan yalnızlık değil, kimsesiz hissedilen yalnızlık korkutucu olandı. İnsan yalnız başına olmaktan korkar zaman zaman… Çünkü; dünya nüfusu, aile yapısı, kardeş sayısı ne olursa olsun insanın kendi içinde bir yalnızlığı vardır. Karar verdiğimde; ben, yalnızlık hissini değil ama tek başına olan yalnızlığı seviyordum. Bunları yazarken bu ara beni en çok etkileyen şarkıya gidiyor aklım…

“Senle beraber olsam da sevgilim

Hiç görmesek birbirimizi

Özlesek

Ömür boyu bağlansak da

Sevinsek de üzülsek de

Yalnızlık ömür boyu”

Yalnızlık ömür boyuydu gerçekten. İnsan yalnız kalmamak için binlerce arkadaş edinse, onlarca çocuk yapsa, evlense yine de kendi içinde yalnızlığı olup bir gün yalnız kalacaktı.

Kendi içinde ki yalnızlık ile barışmak dileğiyle…

 

Yorum
Sezgi Eren 2 yıl önce

"ben, yalnızlık hissini değil ama tek başına olan yalnızlığı seviyordum." bu cümle benim de hislerime tercüman oldu bende tam olarak bu yalnızlığı seviyorum. her ne kadar etrafımız insanlarla dolu olsa da yalnız geldik yalnız gideceğiz.. emeğinize sağlık.. :)