Prova

Yorum · 285 Görüntülenme · Okuma Süresi: 3 dakika

(Sahnede bir oyuncu vardır üzerinde ise bir ışık demeti onu aydınlatır. Kostümlerini giymiş beklemektedir. Yönetmen ise içeri girer

( Sahnede bir oyuncu vardır üzerinde ise bir ışık demeti onu aydınlatır. Kostümlerini giymiş beklemektedir. Yönetmen ise içeri girer ) 

Yönetmen: ( Ağdalı.)  Sahnede misin sen çocuğum halan daha.

Oyuncu: Evet hocam. Bekle dediniz bende hiç bir yere kıpırdamadım.

Yönetmen: Süper. Tam aradığım oyuncu, aferin sana evladım. Şimdi oyunun tam bu kısmında senden seyirciyi görmeden ama seyirciye dönük bir şekilde oynamanı istiyorum.

Oyuncu: ( Kendi kendine) Seyirciye dönük ama seyirciye oynamadan. ( Oyununa girmek için nefes alır ) Ah bu katı kaskatı beden.

Yönetmen: Dur! Bu repliği söylerken " Ah" kelimesine hafiften iç çekerek söylemeni istiyorum evladım. Sonra " beden" kelimesinde ise hafifçe tebessüm ederek.

Oyuncu: Hocam bir şey soracağım; tebessüm ederken ( Alaycı bir tavırla) acıklı bir tebessüm mü istersiniz yoksa normal tebessüm mü ? 

Yönetmen: Acıklı tebessüm olsun.

Oyuncu: ( Kendi kendine)  Çattık ya! Sanki çiğköfte söylüyor. Neyse boşver vardır bir bildiği hocanın.

( Oyuna girmek için hazırlık yapar.Abartarak) Ah bu katı kaskatı beden bir dağılsa.

Yönetmen: Aferin sana tam  istediğim gibi. Şimdi bir adım öne gel ışığı al sonra kendi çevrende bir tur at. Tüm bunları yaparken de gülümse hep.

Oyuncu: Hocam ayıp olmazsa bir şey soracağım; hangi duygu ile ışığı alayım?  Öfkeli mi yoksa umut dolu mu olsun. Nasıl bir şey istersiniz  hemen yaparım sonuçta oyuncu dediğiniz  her şeyi yapar.Gülme kısmına gelince, ben gülünecek bir şey göremedim oyunda. Yani acıklı bir sahne değil mi ? Ben gülmek istemiyorum. Hiç hissetmiyorum öyle bir şey.

Yönetmen: Işığı alırken umut olsun. Sen benim dediklerimi yap ondan sonra gör bakalım nasıl parlıyorsun sahnede.Benim oyunlarımda oyuncunun işlevi yok sadece yönetmenin işlevi var çocuğum. Sen benim için bir odundan ibaretsin ben seni istediğim gibi yontuyorum. Hatta birlikte yontuyoruz seni.

Oyuncu: Haklısınız elbirliği ile yontuyoruz beni. Peki beni oynarken hissettiklerim ne olacak hocam ? 

Yönetmen: Nasıl yani! Senden oyuna hiç bir şey katmanı istemiyorum. Oyunda bir melodi var onu bulmak gerek.

Oyuncu:( Çekinerek hafif alaycı)  Robot mu kiralasaydınız hocam! 

Yönetmen: Dalga mı geçiyorsun sen benim ile! 

Oyuncu: Yoo hayır hocam gerçekleri söylüyorum. Robotlar da artık aynı insanlar gibiler. Hem sorgulamazlarda hiç bir şeyi. Zorunlu bir oynama haline bürünüyorum  çünkü verdiğiniz rejiler oynama güdümü yok ediyor. Bir rolün benim olabilmesi için önce benim onu bulmam gerektiğini düşünüyorum. Yani bir zahmet duyguları da vermeyin be hocam. Işık tuttun ama ışığı vermeyin bana.

Yönetmen: Ben bu mesleğe yıllarımı verdim! Benim ile böyle konuşamazsın! İstediğim gibi yönetirim oyunu. 

Oyuncu: ( Kostümleri çıkartır üzerinden.)Ben de bu mesleğe çocukluğumu gençliğimi verdim. Herkes bir şeyler verdi kimi aldı bir köşesine oturdu kimi alamadan bir köşeye sindi öylece. En nihayetinde hepimiz için köşeye sinecek kadar bir yer var bu dünyada.  Ben kaçtım hocam. Kendinize iyi bakın! ( Hızlı adımlarla çıkar) 

Yònetmen: Bu kendini ne sanıyor. Bir anda terk etti sahneyi. Bu tiyatronun ilkelerine aykırı. Şimdi nereden bulacağız oyuncu. Oyunun çıkmasına da beş gün kaldı. Hay Allah ya! Nereden seçtik bu dingili de anlamadım ki...

Oyuncu: (Kafasını uzatır sahneden. Oyuncunun arkasında beş kişi daha vardır. Ellerinde "iyi ki doğdun" pankartları ile girerler.) İyi ki doğdunuz hocam. ( Diğer beş kişiye fısıldayarak) Hoca kızacak şimdi rabarba yapmayın.

 

Yorum