EFES'DE BİR AN

Yorum · 279 Görüntülenme · Okuma Süresi: 1 dakika

Hayatımızda bazı anlar vardır; bir sonuca varmasa da bizim ruhumuza katkı sunarlar. Efes'e dair yaptığım ilk gezide böyle bir anlam içeriyor benim için. Sizlerde bu gönderinin altına buna benzer An'larınızı yazabilirsiniz!

Lise döneminde aileden uzakta kamp yapmak bir ergen için çok heyecan vericiydi. On altı  yaşımda ailemden uzak ilk tatilime gitmek için hazırdım. Yer tercihim Aydın/Kuşadası’ydı. On günlük kamp sürecinde gideceğimiz yerleri belirlemiştik. Şehre girerken Aydın’ın uzaktan yeşil, mavi görüntüsü göz alıyordu. Girer girmez büyülenmiş hissediyordum. Sıcak, nemli hava; tuzlu, dalgalı deniz bedenimi yorsa da çok eğlenceli günler geçiriyordum. Sıra tarihi geziye gelmişti. Gezginler için tarihi gezi denildiğinde akla ilk gelen Doğu Roma’dan kalma liman kenti olan Efes akla geliyordu. İzmir’de olmasına rağmen Ege bölgesine gelen herkesin göz bebeği olan bu Antik Kent, hala bu değerini koruyordu. Otobüsle yola koyulduk ve hedefe varmıştık. Sıcağın ve nemin şiddetinden kendimizi korumak için taktığımız şapka ve gözlükler bana mısın demiyordu. Havanın tüm bunaltıcılığına rağmen sırada yerimizi almıştık. Diğer kafilelerden çok farklı duruyorduk. Turistler ve diğer gezginler bizim kadar uzun beklemeden kente giriyordu. Yabancılara uygulanan bu ayrıcalık sabrımızı sınıyor gibiydi. Çağın getirdiği sosyal medya alışkanlığıyla şikayetlerimizi tweet attık. Nihayet içeriye girmeyi başardık. Uzaktan bakınca sadece uzun kahverengi taşlarla dolu eski bir yapıydı. Bize bir rehberin eşlik etmesiyle gördüğümüz taşlar anlam kazanmaya başlamıştı. Çünkü hepsinin ayrı bir hikayesi, görevi buna bağlı olarak da anlamı vardı. Derin tarih bilgisine sahip olmasak da yıllar önce bu yapıların inşa edilmesi, anlatılan ilkel yaşam bize şaşkınlık veriyordu. 

Yorum