GECE 03.00 GÜVESİ

Yorum · 292 Görüntülenme · Okuma Süresi: 4 dakika

Fısıldadı kulağıma bir ses... "Gece 03.00 Güvesi..."

“Şimdi sizi yakaladım!” diyerek açtığım dolaptan çığlık atarak uzaklaştım. Karşılaşacağım manzarayı bildiğim halde içime bir kurt gibi kımıl kımıl düşen hisse engel olamıyordum. İşte, dün üzerine büyük zorluklarla peçete basayım derken kaçırdığım baba güve bu sefer de çocuklarından birini yollamıştı ekmek kırıntısı çalmaya… Büyük ihtimalle ailenin küçüğü ve en zayıfıydı. Geçenlerde onun bir boy büyüğü ve annesi bizi ziyaret ettiğinden artık ailenin bir kısmını tanıyor sayılırdım. Küçük güve gözüne çarpan ışıkla olduğu yerde donakalırken ben de tam karşısında hareketsiz bir şekilde duruyordum. Önce içimde kımıldayan o lanet olası hissin geçmesini beklemeliydim. Sonra da yavaşça tezgâha uzanmalı, ses çıkarmamaya özen göstererek rulo kâğıttan koparmalıydım. En can alıcı noktalardan biri de burasıydı. Uyanık güveler babamın elinden kaçamadıkları için yeni bir strateji geliştirmişlerdi. Her gece 03.00 sularında ekmeğimizin durduğu dolaba dadanırlardı. Tahminimce kombi borularının geçtiği yerden dolabın içine sızmak oldukça kolaydı. Tam saatleri geldiğinde dolabı açıp onları suçüstü yakalamayı iki haftadır kendime görev edinmiştim. Bazı zamanlar iğrendiğim için dolabı yüzlerine kapatıp kendimi görmediğime ikna etmeye çalışsam da o akşam durum farklıydı.

Küçük güve bir süre hareketsiz kaldıktan sonra ben aksiyona geçemeden deli gibi kaçacak yer aramaya başladı. O kadar hızlıydı ki ben “Ay ay ay!” diye kendi kendime sayıklarken güvenin tezgahımızın üzerine düşmesiyle elim ayağıma dolanmıştı. Daha beter kaçmasına izin vermeden, “Tezgâh olmaz tezgâh!” diyerek ani bir hareketle tüy gibi bedenini peçeteyle buluşturdum. Küçücük bir şeyin içimde uyandırdığı o his berbattı.  “Babası kaçtı da kızı kaçamadı işte,” deyip odama giderken düşünmeye başladım. Neye göre belirleniyordu ki bunların cinsiyetleri? İçimi kemiren merak duygusuyla araştırma yapmak istesem de aklımın içindeki ses “Güve profesörü mü olacaksın?” deyince ona hak verdim. Kendilerinden çok hoşlanıyormuşum gibi bir de neye göre erkek ve kız ayrımı olduğunu bilmesem bir şey kaybetmezdim bence. Ama ne olursa olsun elimden kaçanın baba olduğuna emindim.

Her sabah uyanıp aileme gece yaşadığım aksiyonu ve leş sayımı anlattığım günlerin sonunda mutfağımıza uygun bir ekmek dolabı bulmayı başarmıştık. Artık ekmek sepetimiz borulardan uzakta, ayrı bir dolabın içinde duracaktı. En başta ben ve babam olmak üzere artık bu hayvanlardan kurtulduğumuz için mutluyduk. Annemi soracak olursanız, kendisi gecenin o saatlerinde uyuduğu ve güvelerle hiç muhatap olmadığı için bu konuyu bizim kadar önemsemiyordu. Hatta “Bırakın da karınlarını doyursunlar,” diyecek bir hali vardı. Hayvan sevgim her ne kadar sonsuz olsa da evimde güve beslemeye göz yumacak kadar değildi.

Yeni dolabımız kurulduktan sonra bir süre boyunca kontrol amaçlı eski dolaba baksam da gelen giden yoktu. Tabii, ekmek kırıntısı bulamayınca çareyi başka evleri ziyaret etmekte bulmuşlardı. Her şeyin yoluna girdiği günler gelip geçerken hiç beklemediğim bir anda kendileriyle tekrar karşılaşınca sinirden gülmeye başladım. “Psikopat mısınız oğlum siz?”

Bu sefer de koridorda, kedimin mama kaplarının yanındalardı. Durduğum yerde orada ne işleri olduklarını anlamaya çalışırken saati fark ettim. 03.00… Artık cidden korkmaya başlamıştım. Kâbus gibilerdi. Yüzümü ekşitip “Yine mi ya!” diye öldürme girişiminde bulunduğumda bunların diğerlerine göre farklı olduklarını fark ettim. “Ha bi siz eksiktiniz,” diyerek söylendim. Diğerlerini hallettik derken bu sefer de gümüş renkli olanlardan çıkmaya başlamıştı. Ertesi gün ve ondan sonraki gece de benzer olayları yaşayınca yeni bir aileye daha hâkim olmuştum. Mesela, aralarında bir tanesi vardı ki, oldukça besiliydi. Hatta tartıya koysanız en az iki kilo çıkardı. Resmen göbeği vardı! Kabın dışındaki kedi mamasının yanındaydı ve büyük ihtimalle onu yiyordu. Güveler kedi maması yer miydi ki? Bu kadar aç olamazlardı değil mi?

Kendisiyle nasıl baş edeceğimi düşündüğüm sırada iç sesimin “Gece 03.00 güvesi,” diye fısıldamasıyla ona hak verdim. Kesinlikle böyle bir yazı yazmalıydım. Eğer her gece aynı saatlerde yaşadıklarım evrenin bana yollamak istediği bir mesaj ise, teşekkür edip hiçbir şey anlamadığımı dile getirmek istiyorum. Ondan güvesiz ve daha basit bir şekilde bu mesajı bana iletmesini rica ediyorum.

Çünkü, artık katil olma konusunda profesyonelleştiğimi düşünüyorum ve bu durum beni hiç mutlu etmiyor. Artan leş sayım sadece Pubg oynarken işime yarıyor… O güzden gümüş güvelerinde ilaç sıkarak önünü kestikten sonra umarım bir daha kendileriyle karşılaşmayız… Bu kadar anının üzerine yapmam gereken son bir şey kaldı.

“Güvelerin cinsiyetleri nasıl belli olur?”

Yorum