Sararan Sorular

Yorum · 182 Görüntülenme · Okuma Süresi: 2 dakika

Saat üç ayaktasın, uyku tutmamış. Ne yazıyorsun kara kara beyazlar üstüne...

''Nefes almanın bile zorlaştığı zamanlarda hayata devam etmek çok zordur. Yataktan kalkmayı geçtim canın yaşamak istemiyor ama sen kalkıp işe ya da okula gidersin. 'Neden' sorusunu sorarak hep tutunacak bir dal ararsın ama cevaplar umut verici değildir. Bize nefes aldıran nedir? Sevdiğimiz insanlar ya da beslediğimiz hayvanlar mı? Kendimiz için nefes almıyor muyuz? Bu soruya asla bir cevabım olmadı. Yarın sabah neden kalkıp yaşamaya devam edeceğim hakkında bir şey bilmiyorum. Git gide hissetmeyi bırakıyorum. Bu duruma ne ad verilir bilmiyorum. Ben bilmiyorum...Yarının yepyeni bir gün olmayacağını bilmek, aylardır aynı günü tekrar tekrar yaşıyor olmak çok bezdirici. Hani kötü biten bir filmi tekrar izlediğimiz zaman sanki son değişecek gibi heyecanla izleriz ya. Sahte bir heyecan olur, o bile yok. İğrenç, keyifsiz, anlamsız, hatta asla anlamadığım dilde bir filmi izlemek gibi. Yaşamımı daha da kötüleyemem galiba. Aslında kötü olmayan bir yaşam neden kötü gelir? İstediğim bölümü okuyorum, her konuda özgürüm, koca şehir ayaklarımın altında ama ben kendimi dört duvara hapsettim. Açık havaya çıkmayı reddetme sebebim ise nefes alamıyor olmak. Nefes almak canımı yakıyor. Kapalı kalınca havasızlıktan diye bir bahanem oluyor. Sahte bahaneler ne hoş.''

 Günlüğünü kapatıp yerine koydu. Camdan bakıp yıldız görmeyi umdu. 'Ah koca şehir 1 yıldızın bile yok' diye söylendi. Masasına döndü, sorusunu yazıp duvara astı. Cevapsız sorularını somutlaştırmayı seviyordu. Daha belirginleşiyor ve gözünün önünde oluyordu. Sanki yazdığı diğer soruları sarardığı için değil cevap bulduğu için indirmişti. Gülümseyip 'Senin sonun aynı olmayacak' dedi sorusuna. Saate baktı üçe geliyordu. Aklına bir şarkı geldi. Lise zamanı uyuyamadığında ve saat 03.00 olduğunda dinlediği şarkı. Sözleri hatırlamaya çalıştı. 'Saat üç ayaktasın, uyku tutmamış. Ne yazıyorsun kara kara beyazlar üstüne...' şarkıların sözleri asla çıkmıyordu hafızasından. En sevdiği özelliğiydi şarkı sözlerini unutmuyor olmak. Evi turladı saati bekliyordu. Şimdiye kadar su gibi akan saat sanki ilerlemiyordu. Asla erken dinlemezdi. İlla tam 03.00'te başlayacaktı şarkı. Saatten habersiz olduğu geceler uyumadan saate baktığında yakınsa uyumayıp beklerdi. Nefes alamayan insan bir şarkı için bu kadar heyecanlanır mı? oluyor işte, sanki tatili bekleyen bir çocuk. Bir dakika da kaç kere saate baktığını sayamıyordu. Başka şarkı dinleyip büyüyü kaybetmek de istemiyordu. Balkona çıktı. Yıldız aradı gözleri gene. Bir uçağın geçtiğini gördü, annesini anımsadı. 'Yaz gelse de gene annemle terasta uçak saysak' diye geçirdi içinden gözledi hala uçak bakınıyordu. Yaza kadar yaşama sebebi vardı artık. Kahkaha atası geldi, 'İnsan 2 aylık yaşama sebebi mi bulur?' Saate baktı 02.58 den 02.59' geçtiğini gördü. Derin bir nefes almayı denedi ama bu deneme de başarısızdı, artık ağlamak istiyordu. Saatine baktı 03.00 panikle şarkıyı açtı ve sandalyeye oturup gözlerini kapattı. Şarkı ona zaman yolculuğu yaptırmıştı lise yıllarına... O zamanın saflığını düşündü, hayallerini, heyecanını, umutlarını... Hiçbiri kalmamıştı. Bir tek şarkılar kalmıştı hayatında. 'O zamanki şarkıları dinlersem kaybettiğim cevapları bulabilirim belki' diye düşündü. En azından sabah kalkıp liseden kalma MP3'ünü arayıp bulması gerekiyordu, 'Hadi gene iyisin' dedi kendine. Odasına geçip son defa sorusuna baktı ve yatağına girdi. Yarını bugünden değiştirecek bir şey bulmuş olmanın rahatlığı ile uykuya daldı.

Yorum