Too Good To Be True: Dünyanın En Sahici Aşk Şarkısı

Yorum · 1243 Görüntülenme · Okuma Süresi: 10 dakika

Motörhead'in Too Good To Be True şarkısı ve yitirmenin kendisi üzerine bir yorum

Dünyanın en sahici ve belki de en güzel aşk şarkısıdır Too Good to Be True. Yüce önder Lemmy Kilmister bu şarkıda uçmuş ve uçurmuştur. Şimdi Motörhead'in bu şarkısın okumaya ya da çözümlemeye değil, yorumlamaya çalışalım. ceviri.alternatifim.com diye bir siteden aldığım çeviri üzerinden gideceğim. Bence boktan yerler var ama henüz a2 olduğum için haddimi biliyorum. Başlayalım.

I saw some sad times, I said
I'd had enough of heartbreak
I told myself that I could never fall again,
Then sure as fate she came
I just had to get to her and
She gave me all her numbers,
Gave me all her names

Bazı iç karartıcı zamanlar gördüm, dedim
Kalp kırıklıklarından nasibimi aldım
Kendime bir daha asla düşmeyeceğimi söyledim,
Sonra kader kadar emin bir şekilde geldi o
Sadece ona varmalıydım ve
O bana bütün numaraları verdi,
Tüm isimleri verdi

Şarkının bu kısmı az çok ilişkiler piyasasına adım atmış ve en az iki tane uzun ilişki yaşamış herkesin hemen hissedeceği sözleri içermektedir. Ne olmuştur? Başınızdan her şeyiyle gerçek bir aşk ve gerçek olduğu kadar da doğası gereği yıkıcı bir ayrılık geçmiştir. Sular durulduğu zaman geriye kalan tek şey oradadır: Her düşün er ya da geç biteceğine yönelik bir kalp kırıklığı. Müthiş bir hız yakalanan ilişkinin ardından karşı tarafı suçlamak vesaire erişkin olamamış zihinlerin işidir. Asıl yıkıcı olan şey bir zamanlar her şeyiniz olan insanın silinmekte olduğunu fark ettiğiniz etkisidir. Biten budur, hiçbir zaman bitmeyeceğine çok değil birkaç ay önce kalıbınızı basacağınız bir düştür biten. İyi bir ilişkinin sonunda yaşanan şey bu nedenle ölüme benzer. Çok kötüdür ve siz de bir daha bu boka girmeyeceğim dersiniz. Lemmy de bu bölümde aynı şeyi söylüyor aslında. "Kimi yıkıcı süreçlerden geçtim, gerçeklerin kalbimde yarattığı kırıklıkları fazlasıyla deneyimledim ve yemin ettim bir daha asla âşık olmayacağıma." Oradaki "fall" sözcüğü "fall in love" dediğimiz kalıba ya da İngillizlerin kendilerine has "âşık olma" ifadesine gönderme yapıyor.


Sonra ne olur? Yine ve yeniden muhteşem bir piliç bir düş gibi yanınızda biter. Karşınızdaki manzara ondan kaçamayacağınız ya da prensiplerinize tutunamayacağınız kadar şiirseldir. Arturo Bandini gibi, "Ulu tanrım yardım et," demenizin hiçbir faydası yoktur. O piliçle kıyısında bulunduğunuz nehre bırakırsınız kendinizi. Lemmy de bunları söylüyor: "Sonra, kaçmanın mümkün olmadığı bir yazgı gibi geldi o, dayatmanın da ötesine geçip buyurduğu şey onunla gitmemdi, bana tüm isimleri ve numaraları verdi." Burada Lemmy'nin büyüklüğü bence şu: Tüm numaraları ve isimleri verdi derken adres ve telefondan söz ediyor adam. Kadın onu öyle çarpmış ki işte atıyorum "Kazım Orbay caddesi, Aliye sokak, 12 numara, telefonum da 0312 ..." gibi bir adres ve telefon paylaşımında herifin duyduğu tek şey isimler ve numaralar. O yüzden Lemmy bana bir adres ve bir telefon numarası verdi demek yerine, tüm isimleri ve tüm numaraları verdi diyor, tahminim bu yönde. İngilizlerin bu konuda kültürel bir farklılıkları varsa bu yorumum boşa düşecektir. Neyse, sonuç olarak kadın ona bir daha görüşmeleri için her bilgiyi veriyor. Böyle başlar bu işler.

Nakarata sonra geleceğim. Biz öyküden devam edelim.

We left and we went home,
Unbelievable
I looked into her eyes, thunder in my heart
And we were joined forever,
Our bodies slick together
I told her everything,
Confessions in the dark

Çıktık ve eve gittik,
İnanılmaz
Gözlerinin içine baktım, kalbimde gök gürledi
Ve sonsuza kadar birleşmiştik,
Bedenlerimiz beraberken pürüzsüzdü
Ona her şey söyledim,
Karanlıktaki itiraflar

Anlaşıldığı üzere date gerçekleşmiş ve çiftimiz nihai son için yola çıkmışlar. Burada Lemmy gereksiz detayları atlamaktadır ve bence bunu bilinçli olarak yapmıştır. Kendinizi sizi çarpmış olanla birlikte nehre atmaya karar verdiğiniz an itibariyle uçuşun dışındaki her şey detay gibi kalır. Arzu her iki tarafı da ele geçirmiştir ve öncesindeki her şey bir prosedürdür. Sonuçta biraları gömer ve eve doğru uçarsınız. Lemmy, bir daha asla demesine rağmen onu çarpan kadınla birlikte eve gittiğini söylemektedir. Arada ise "inanılmaz!" diye haykırmaktadır. İşte bu yüzden bu şarkı dünyanın en sahici ve belki de en güzel aşk şarkısıdır. Çünkü yaşanan tam da budur. İnanılmazdır. Böyle bir bebek, eve gidiyoruz, aman allahım yani.

Sonra dünyanın en güzel betimlemesi gelir: Birbirini sonsuz bir arzuyla isteyen iki insanın erkek tarafı, kadının gözlerine bakıyor ve o anda "thunder in my heart!" Lemmy kadından öyle etkilenmiş ve süreç onun başını öyle döndürmüş ki nihayet muhtemelen aynı odadayken kadının gözlerine şöyle bir bakmış ve o anda kalbinde şimşekler çakmış. Bunun kalbimizin tüm kentlerinde havai fişeklerin patladığı bir an gibi düşünebiliriz. Gerçeklik de böyledir. Saf tutku, uçarsınız, aman allahım, ölüyorum falan filan. Şarkının devamında Lemmy, "sonra sikiştik işte," diye geçmiyor farkındaysanız. Bu da çok hoş ve yine yeniden, bu yüzden bu şarkı dünyanın en sahici ve belki en güzel aşk şarkısı: Sonsuza dek birleşmiştik diyor. Bu, zamanın hükmünü yitirmesidir. Gerçeklikten kopuştur, zirvedeki esrimedir ve birçok şeydir, o an insan ölse de umurunda değildir artık, sonsuza kadar birleşilmiştir çünkü. O ilk gecelerdeki bitmeyen sikişleri düşünün, işte budur olay, hiçbir şey dokunamaz insana o gün. Bedenleriniz beraberken pürüzsüzdür, her şey şiirseldir, film gibidir ve orada ara verdiğinizde tutkunun ele geçirdiği zihninizi kontrol edemezsiniz. En içten şeylerdir konuştuğunuz, en karanlık itiraflar, fiziksel olarak tatmin olsanız da ruhunuz doymamıştır çünkü, ateş şiddetle yükselmektedir, sizi o ateş konuşturur, götünüzü açarsınız çünkü hiçbir şey umurunuzda değildir. Dali'nin şiirini anımsayalım: "Gala'nın acısından -ki benim acımdır /Gala'nın ölümünden -ki benim ölümümdür/ Başka hiçbir şey dokunamaz bana." İşte orada öylesinizdir. Müthiş bir hız ve şarkı da bu yüzden harika. Şarkının sahici bir aşk serüveninin hızı gibi bir hızı vardır. Lanet olsun amına koyim. Devam edelim.


She painted inspiration
Onto my fractured soul
I was never sure she knew
How much she meant to me
She never trusted me, I know she didn't see
The night she left,
She killed the heart inside of me

İlham boyadı
Kırık ruhumun üzerine
Asla emin değildim bildiğinden
Benim için ne kadar değerli olduğunu
Bana asla güvenmedi, görmediğini biliyordum
Beni bıraktığı gece,
İçimdeki kalbi öldürdü

Ha ha ha, böyle çeviri olmaz olsun. "Kırık ruhumun üzerine ilham boyadı," diye düşünsek bile olmuyor. Burada Lemmy'nin dediği şey şudur: "O, kırık ruhumun üzerine ilhamın tozlarını serpti." Yani karının şiirsel bütünlüğü herifin ilhamı olmuş. Sonra Lemmy, bir itirafta bulunuyor ve onun benim için ne kadar değerli olduğunu bildiğinden kesinlikle emin değildim diyor. Ardından ona acı veren ama gerçek gözlemlerini ortaya döküyor: "Bana asla güvenmedi." Bu, aynı zamanda şu demektir: "Bana asla inanmadı, bu herif böyle geldi, böyle de gidecek diye düşündü oysa ben onun için dünyayı ve her şeyi ateşe vermeye hazırdım."Ardından ekliyor Lemmy: "Görmediğini biliyordum." Bu, beni her şeyimle görmediğini biliyordum demek. Onu uçurucak ve onunla uçacak potansiyelimi görmediğini biliyordum diyor. Tam da bu nedenle, kadının gittiği gün Lemmy'nin ruhunun kalp atışı duruyor. Bu bir insanın inancını kaybetmesidir. Bu, kendi yolunu çizmeye ve kendi tarihini yazmaya çalışan her erkeğin ilişkilerde yaşadığı kaçınılmaz sondur. Bu bölümü biraz açalım.


Sonuçta yeminler etmemize rağmen muhteşem bir piliç gelir ve bizi çarpar. Onunla bir hız yakalarız, inanılmaz bir uyum, her şey, dünya daha şiirseldir. Gerçeklik koftur artık, orada onunla kurduğunuz dünyanın düşsel gerçekliği yanında şu bildiğimiz gerçeklik bir hiçtir. Sikinizde bile değildir. O bebek kırık ruhunuzun ilhamı olur, Jack Nicholson'ın da dediği gibi: Daha iyi bir adam olma isteğinizin tüm ilhamını ondan sağlarsınız. Ve çabalarsınız, kendi tarzınızda bir tarih inşa etmeye ama bunu onunla birlikte yapmaya karar verirsiniz. Ortadoğu'da kartlar yeniden dağıtılıyordur amına koyim. Sizi tutacak hiçbir güç yoktur artık. Ortalığın amına -kendi tarzınızda- koyacaksınızdır: "Muhteşem bebeğim, kendi şiirimizi yazacağız ama biraz çaba." Ha ha. Ve/fakat sonra karşımızdaki kadının bizimle aynı duyguları paylaşmadığını görürüz. Çoktan kopulduğu sanılan gerçek dünyanın onda bir karşılığı hâlâ vardır ve maalesef kadın size inanmamaktadır. O artık bir vaadi değil, somut şeyleri istemektedir. Size asla güvenmemektedir, sizi asla bilmemektedir, sadece bir noktaya kadar size inanmıştır, yine bir noktaya kadar size güvenmiştir ve artık bırakmıştır. Gerçekliğin ışığı sızmıştır onun ruhuna ve size baktığında sizin o gerçeklikte bir karşılığınız olmadığını görmüştür. Artık bunu sürdürmek istemiyordur.


Şimdi nakarat:


Cold and lonely without you
Don't know if I can make it through
Maybe you'll hear this song
You been gone way too long
Too good to let it go, too good to be true

Sensiz soğuk ve yalnızım
Üstesinden gelebilir miyim bilmiyorum
Belki bu şarkıyı duyacaksın
Sen gideli çok uzun zaman oldu
Gitmesine izin vermek için fazla iyi, gerçek olmak için fazla iyi

Bir erkeğin ayrılığı: Yitirilen öylesine güzeldir ki onsuz buz gibi ve yalnız hissedersiniz bir süre. Acı gerçeklerin katkılarıyla, en çok inandığınız şeyin yitimi karşısında, ben bunun üstesinden nasıl geleceğim lan diye düşünmeye başlarsınız. Lemmy de bunu duymuştur ve bir müzisyen olarak şöyle devam etmektedir: Belki bu şarkıyı duyacaksın, çok uzun zaman oldu ama ben buradayım hâlâ. Müthiş. Ardından ekler: Centilmenliğin bir buyruğu olarak gitmek isteyen birisini zorlamamak gerektiği fikrine katılıyorum ama bu öyle bir kadın ki gitmesine izin vermek için fazla iyi. Burada şu vardır: Öyle hoş bir şeyle karşı karşıyayız ki bir insanlık dersine mecbur kalıyoruz. Müdahale etmek faşizm olur, gitme demek acizlik, yapışmak taciz, gelgelelim öylece gitmesine izin vermek için fazla iyi bu bebek. Ve yaşadığımız aşk, gerçek olamayacak kadar güzel.


Ama uygar dünyanın yazısız kuralları gereği hiçbir şey gelmez elinizden. Gerçek olamayacak kadar güzel bir şeyin üzerini örtmek zorunda kalırsınız. Sonra yine yeminler vesaireler, sonra yine aklınızı başından alan bir inanılmazlık, sonra yine tüm şiirlerden daha şiirsel ve daha güzel bir süreç ve sonra yine aynı son, yine aynı şarkı, yine aynı sonuç, tüm sahici aşklar gerçek olamayacak kadar güzel oldukları için büyüktür. Bitişleri insanın kalbini kırar, gidenin yediği boklar değildir bunun nedeni. Tüm büyük aşkların insanı ezdiği nokta ölümle doğrudan ilgili ve ölüme birebir benzeyen bir çaresizliktir: Her şey olduğuna hükmettiğiniz şeyin hiçbir şey olmaya doğru ilerleyişini deneyimlemeniz. Ne boktandır hakikaten. Ne trajiktir. İşte bu şarkı tüm gerçek aşklarımızın öyküsünü birebir yansıttığı, her şeyiyle, melodosi, hızı ve her şeyiyle bunu yaptığı için dünyanın en sahici ve belki de en güzel aşk şarkısıdır.

Teşekkürler Lemmy, teşekkürler Motörhead.

Yorum