Bazen içinde bir yerlerde koskocaman bir boşluk hissedersin, bir girdap gibi seni her geçen gün içine çeker. Bir şeyler düzene girer ama içinde bir yerlerde hala o cam kırıkları, sen hareket ettikçe her tarafını keser durur. Mideni ağrıtır, nefesini daraltır, gözyaşlarına hapsolur. Peki ya kalp sancısı? O sancı hiç bitmez mi? Tam bitti sanırken anılar, niye tekrar kendini hatırlatır? Boş yere, en anlamsız zamanlarda... Bir masada söylenen bir söz mesela, niye özletir onun ses tonunu? Nedir bu uçsuz bucaksız girdapların bizi getirdiği çelimsizlik? Uyusak da hiç uyanmasak keşke dimi? Tüm dertlerin en güzel ilacıymış gibi...
Her fırtına, her girdap nasıl da evrimleştirirmiş meğer insanı. Olduğumuz kişiliğin tam tersi olmak hem zor hem de dönüşüm gibi bir şeymiş. Bir bakmışız hayat, yaşanmışlıklar ve korkular bizi bambaşka bir ruha dönüştürmüş. Belki her şeye rağmen iyi kalabilmeyi başarmışızdır tabi eğer bu bir başarı sayılıyorsa... İyi ama umursamaz olmuşuzdur belki, hiç bir söze inanmaz olmuşuzdur, altından anlamlar bulup kendimize göre yorumlar hale gelmişizdir. Her şey gerçekliğini kaybetmişte kendini sahteliğe bırakmış sanki. Gerçek olan ne varsa yalan olmuş bizim için. Kurulan hayaller batıp gitmiş suların içinde. Ne bir bakışa kalmış inancımız, ne sevgiye, ne de temiz sandığımız kalplere. Ne kendimizi anlatmaya gücümüz kalmış, ne de bir şeyler yaşamaya heyecanlarımız.
Biz kaybolan yıldızlarla kaybolmuşuz bir gece yarısı. Bir isme seslenmeye hasret kalmışız. Mutluluk gözyaşlarımız, bırakmış kendini umutsuz dolup akan gözyaşlarına. İçiniz sızım sızım sızlarken bir bakmışsınız kimsenin dindiremediği o acılar, şimdilerde kimsenin kapatamayacağı yaralar ve bitmeyen özlemlerin, arkalarında bıraktıkları enkazlar oluvermiş, Biz...Yani bu acılar yüzünden kendi benliklerinin dışına çıkmış kişilikler...
Yapılan fazla fedakarlıklar yerlerini pişmanlıklara, kendinden çok başkasına verilen değerler ise yerlerini şimdilerde bir ufak bencil olma çabalarımıza devretmişler. Aslında içimizdeki bu öfke ve kırgınlıklar hiçbir şey söylenmeden yapılan vedalara karşılıktır... Suistimal edilen iyi niyetimize...Yaptığımız fedakarlıkların ve sevgimizin karşılık bulamamasına... Kendimize olan kinimiz ve öfkemiz, her yapılana karşılık çektiğimiz özlemden dolayı.
Hayat acımasız! Bir nasılsın sorusuna klasik cevabımızdır iyiyiz, birimiz de çıkıp kötüyüm diyebilir miyiz? Demeliyiz! İçimizde bir duyguya hapsedilmişiz, sesimizi duyan yok! Alevlerin içinde kül olmuşuz, tekrar küllerimizden doğar mıyız bilenimiz yok! Cam kırıklarının içinde kanamışız, saracak gücümüz yok!
Feyza Gül Aktaş 4 yıl önce
Tüm hissettiklerim,düşüncelerim tek bir parçada bütünlenmiş sanki… Kalemine sağlık😍