"Bana Bir Masal Anlat Samantha " Le Gamin au velo / Bisikletli Çocuk (2011)

Yorum · 853 Görüntülenme · Okuma Süresi: 5 dakika

Le Gamin Au Velo -Jean-Pierre Dardenne/ Luc Dardenne (2011)

Çocuk karakterler üzerinden anlatım dili oluşturmak sinema için tematik olarak zor durumlarından biri olsa da bunu hikayeye aktarabilmek en önemlisi sayılır. Dardenne Kardeşler; bilindiği üzere iki kardeşin birlikte iş çıkardığı biri yapımcı ve biri senarist iki kardeşten oluşuyor. Hikayenin aslı ise çocuk hikayeler ve gerçek hayatın üstünde öyküyü anlatma metodu. Bir çocuğun kendisini tutsak eden bir şiddetten arınması üstüne bir hikaye düşündüklerini söylüyor Dardenne Kardeşler" Le Gamin Au Velo" ( Bisikletli Çocuk) filmini oluşturmadan önce. Sonda söylemem gerekeni baştan söylemem gerekirse filmde bazı detaylara dikkat çekmek gerekir.

Filmin oluşturulan hikayede karakterlerden "Samantha" karakteri farklı bir meslek grubundayken daha sonrasında meslek grubu değiştirildiğini söylüyor bir söyleşide Dardenne Kardeşler."Samantha " filmi için düşünülen Cecile senaryonun taslağı bitirildikten kısa süre sonra teklif ediliyor, "Cyril" karakterine can veren Thomas Doret de Dardenne Kardeşlerin 100 seçme sonunda seçtikleri ve beşinci başvuran adaylardan biri oluyor

Konuya girecek olursak; bir çocuğun saflığını anlatmak için yola çıkıyor  “Le gamin au vélo” (Bisikletli Çocuk)  Filmin başlarından itibaren yetimhanede kalan ve telefonda çaresizce  babasını arayan, yatılı okula bırakılan sevgisizlikle bir kenara atılmış bir çocuğa tanıklık ediyoruz. Baba sevgisinden mahrum psikolojisinin alt üst olduğu süreçte kahramanımız Cyril’ın sert görünümlü ve   hırçın bir çocuk olmasında sevgisizlik hakim. Bu hikayede  bizi peşine takıyor kahramanımız.

Filmin başından itibaren babasını arayışları ve bu arayışların sonucunda kimseye inanmaması ve yetimhane görevlisine karşı kısa bir sinir tufanı Cyril hakkında bize ipucu veriyor. Bununla birlikte sevgisiz olarak büyütülmesi gözümüze sokuluyor. Babasını arayışlarının bir sınırı yok, devamlı bir arayış peşinde. Babası tarafından terk edilmesine inandıramıyor kendini. Babasının arayışları sonunda Samantha adında bir kadınla karşılaşması kendisi için bir dönüm noktası olduğunu gösteriyor.

”Bana tutunabilirsin ama sıkma” cümlesi ise ikili arasındaki aslında sevgi bağlarına dair bir işaret oluyor. Sanki ikisi de hayatta çaresizmişiz gibi bir izlenimi bu kısımdan itibaren bırakıyorlar.  Samantha, Cyril'e koruyucu anne görevi üstleniyor. Kendi rotalarını kendileri çiziyorlar.

Sevgisizlik,şefkat kavramları bu izleyeceğimiz bölümde hikayeyi oluşturuyor. İki karakterin arasındaki bağın çıktığı yer de bir tür sevgisizlik gibi geliyor. Babasını bulduğu anda  geriye bakıp  “babam,bisikleti satmaz“ sözünü hatırlatır bu kısım ama daha sonra gerçeği öğrendiğinde bunu sorun etmiyor Cyril.  Babasızlığın nasıl bir şey olduğunu kendisine nasıl sirayet ettiğini ruh haliyle, psikolojisiyle gösteriyor bize.

Filmin ilk bölümünde Samantha ve Cyril arasındaki anlaşmazlıklar, Cyril’in asabi,söz dinlemeyen hırçın bir çocukluk olduğunu gözlemliyoruz. Bu bölüm devam ederken Cyril’in babasına olan arayış sıklıkla devam ediyor. Babasının, çocuğunu”onu germek beni geriyor “ sözüyle anlatıyor film.  Babasının kendisini istemeyişinden hırçınlığını kendine zarar vererek,sevgisizliğin dışa vurumuyla gösterilir bize. Samantha ile aralarındaki bağ bu bölümde oluşuyor,bir tür Samantha’nın kendi içindeki yalnızlığını Cyril ile doldurmuş oluyor.

Uyuşturucu satıcısıyla tanışıp evine konuk olduğunu görüyoruz kahramanımızın,ama Dardenne  Kardeşler kötü bir şey olacağını sanıp seyirciyi şaşırtarak “ her uyuşturucu satıcısına tehlikeli gözüyle bakmayın”  mesajı veriyor, ama daha sonrasında filmin genelinde öfke patlaması,söz dinlemeyen kahramanımızın Cyril üzerinden de durumu anlatmasını biliyor. Cyril’ın bu bölümlerde biri tarafından kullanışlarını Cyril’in gözlerine bakarak görmek mümkün. Dardenne Kardeşler tam olarak aslında Cyril’in yalnızlığındaki çaresizliği de bize sade şekilde anlatmış oluyor. Hırsızlık yaparken çaldığı parayı babasına getirecek kadar babasını sevdiğini gösterse de Dardenne Kardeşler, bundan geriye Cyril’in derin yalnızlığı ve hüznü kalıyor.

Cyril, bize yakınındakiler iyi davranırken ona uzak olan insanı temsil ediyor bir nevi. Film boyunca hikayemizin kahramanı Cyril olsa da tam kendi gözünden değil, başka taraftan da bakar hikayeye film.  Cyril’in film boyunca karakteri Samantha oluyor. Baba figürünü bir-iki sahne hariç göremiyoruz.  Bu da yönetmenin bileceği iş demekle yetiniyoruz.

Oyunculuklara gelirsek… Her iki karakterde bu işin rol gereği hakkını veriyor.  Cyril’a can veren  Thomas Doret özellikle sevgisizlikle büyümenin çocukta ne gibi etki yaratacağına dair etkileyicilik babında   filmin kahramanı olduğunu kanıtlıyor, partneri olan Samantha karakterine can veren Cecile de France’de rolü taşıyor. Bunun yanında filmde ufak rol biçilen baba rolüne can veren Jeremie Renier; soğukkanlı,sevgisizliği etkili şekilde oynuyor,belki de daha da baba-çocuk arasında süre daha fazla olsaymış daha etkili bir hikayeden bahsedebilirdik gibi geliyor.

Sonuç olarak; Çocuk karakterleri sinemanın kozları gibidir. Sinemada yaşattıkları duygu, kırılma noktaları başkadır.  Çocukların sinemaya getirdiği masumiyet etkisi kaçınılmaz bir unsur. Dardenne Kardeşlerin sorunlu bir hikayesi “Le gamin au vélo” (Bisikletli Çocuk)  süresi 1.5 saate dayanan, bir çocuğun reddedilişini, dışlanmasını  bir karakter üzerinden nasıl etkili ve sade  bir şekilde anlatılır ve  gerçeklik ve sadelik ikisi nasıl bir arada yürüyeceğini  fazlasıyla gösteriyor. 

 Not:Bu yazı 12.12.2013 tarihinde sallanyuvarlan.blogspot.com adresinde yayımlanmıştır

Yorum